Kabuklu yemiş atmayalım lütfen!

A -
A +

---------------------- Ben hâlâ "neden geldiklerini" anlayamadığım iki ünlü misafirin ortalığı toz duman edip gitmesinin ve benim "ünlüye meraklı" halkımın kimyasını bozmasının nedenlerini anlayabilmiş değilim. Biz onlara baktık, onlar şöyle bir etrafa bakındılar ve toz olup gittiler. Ne Türkiye sevgileri ve saygıları var ortada ne de bizim dünya sporu ile sanatına entegre olmuşluğumuz... ---------------------- Kabuklu yemiş atmayalım lütfen! Biri dünyaca ünlü bir sanatçı... Oscar'ı bile var... Aday olmuşluğu da... Diğeri ise frikik atarken ayar çekip bacaklarını iki yana açıp rakip kaleye dik dik baktığında dünya "caaart" diye ikiye ayrılıyor. Onu sevenler ile ondan nefret edenler... Dünyanın en pahalı futbolcusu... Kadın sansasyonlar ve en beğenilen adamla evlilik ve gariban ülkeleri dolaşarak dünyanın dikkatini bir yerlere çekmeye kararlılık arasında kendine meşgale ararken "iyi niyet elçiliği" adında bir yer bulmuş kendine. Oğlumuz ise "imaj yöneticisi" olan danışmanını, nasıl oynayacağını söyleyen hocasından bile daha dikkatli dinler ve birincisine biat eder durumda. Saçının formu her şeyden önemli oğlumuzun... Dudağının dolgusu en önemli özelliği kızımızın... Biri geldi "uzaktan el salladı" ve gitti. Bizde sandık ki Suriye'den kaçmaya çalışanlara dikkati çekti dünyada. Aslında Suriyeli göçmen yerine Angelina Jolie vardı ortalıkta. Kadın bir el salladı ve gitti... Öteki "parasını verirsen gelir denizine girerim birkaç gün" ilişkisi ile birkaç günlüğüne ülkemizi sever gibi davrandı. Ve bizler onlara baktık sadece... Anlamadan baktık... Suriye sınırına hayatında gitmemiş ve bir daha gitmeyecek olanlar bile gitti ve Suriyeli birine bakmak yerine Angelina ablamıza baktı durdu. Beyoğlu cenahında gün boyu dolaşan okulu bitmiş ve işi gücü olmayan mebzul miktarda bir kalabalık da yüklendi kapılara Ronaldo abimize doğru. Yakından görmek istediler ve bir AVM açıldı. Şimdi sevgilisiyle denizde dolaşıyor güneyde. Sorsanız bu iki ünlüye... "Türkiye hakkında ne söyleyebilirsiniz" diye... "Çok kalabalık ve yapış yapışlar... Ter kokusundan bunaldım" dışında ne diyebilirler? Onlara söylemeleri rica edilen ve öyle konuşmaları için ödenen ücret karşılığında ellerine verilen birkaç cümle dışında... İnsanoğlu maymuna bakmaktan çok hoşlanır... Galiba bu sefer maymunlar geldi Türkiye'ye ve insanoğluna bakıp gittiler... Ünal Aysal'dan açılım... Başkan Aysal kulübün kasasını; yakın geçmişi konuşmaya devam eden ve verdikleri zararlar ortaya çıktıkça daha çok konuşmaya çalışanlara karşın, belli ki harekete geçmeye kararlı. Sonunda yakın geçmişin otopsisini yapmaya karar verdiği anlaşılıyor. 18 Mayıs'ta kulübün kasası da devralındığında; önce, "zamanı gelip de ödenmeyen borç" 73 milyon dolar olduğu meydana çıkıyor. Ardından kulübün toplam borcunun 328 milyon dolar olduğu görülüyor. Üstüne üstlük iki de anlaşma çıkıyor karşısına: Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile yapılan stat anlaşmasında 300 protokol koltuğunun terk edildiği ve toplam maliyetin 3 milyon dolar olduğu görülüyor. Sonra da fark ediliyor ki saha içi reklam gelirlerinin % 10"u GSGM'ye terk edilmiş ve toplam kayıp 4 milyon doları geçmiş olarak önüne çıkıyor başkanın. Ünal Aysal hâlâ kibar ve suskun... Eski yönetim ise "başkan 6 aya kalmaz kaçar" diyebiliyor. Ne bıraktığını biliyor eski yönetim... Aysal ise kaçmayacak kadar Galatasaraylı... Karıştırdıkça büyüyen enkazdan 5 branşta başarı çıkarıp, ezeli rakibini geçmeye çalışacağını söylüyor Aysal... Bu bile kongre sırasında arka sıraların tepkisini açıklamıyor mu?.. Ertuğrul Dilek ile bir kahve... Hocam ile Bodrum Akyarlar-Turgutreis yolunun tam ortasındaki Nağme sitesinde havuz başında bir kahve içtim. Muhteşem bir akşamüstü muhabbetini havuz başındaki "Pizzade" denilen şiirsel mekanda yaptık. Hocam kayıt dışı sohbette neler anlattı neler. Bizim TRT'deki "Ümit Aktan ile transfer dosyası" programını da Cüneyt Çakır belgeseline çeviren bu sohbet oldu. Ayrıca defalarca gittiğim İtalya'nın hiçbir yerinde bu kadar güzel pizza yememiştim. Bodrumda şiir arayanlara damak zevki adına öneririm Pizzade'yi... Şiddetle deneyin derim... Ertuğrul Ağabey ise sitenin yönetim kurulu başkanı... Anlattığına göre site yönetimi MHK'dan zormuş! POST-İT Adnan Polat her şeyin temlik altında olduğunu bildiği için dedi her halde "Ünal Aysal birkaç aya kalmaz, kaçar" diye. Bankalara 850,5 milyon dolarlık teminat veren eski yönetim, yeni yönetimin kaçmasını bekliyor. Vah Galatasaray'ım vah... S-ÖZ "Delikanlılığın onda dokuzu kaçmakmış..." Bir araştırmaya göre Avrupa'da top koşturan 21 Aleks, 17 Sissoko, 32 Oliveira, 7 Sanchez, 32 Carlos, 16 Vieira varmış... Aman dikkat!..

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.