Aleviliği de Sünniliği de bilmemekle övünüyoruz öğrenmekten korkuyoruz -2-

A -
A +

Hz. Ali diyor ki: "Hakikati duyarak değil, görerek ve okuyarak öğreniniz!" "Kişi, bilmediğinin düşmanıdır!" Ben de Türkiye'nin birtakım ana meselelerini, elli yıldan beri görerek ve okuyarak öğrenmeye çalışıyorum. Bugün Türkiye, çok sancılı bir devreden geçiyor. PKK etiketli Kürt ayaklanması, 30-40 bin insanımızın ölmesine, yaralanmasına ve en az yüz milyar dolar tutarında servet kaybımıza sebep oldu. İnanıyorum ki bu PKK ihaneti tamamen bastırılıp yok edilse bile yarın Türkiye'de Alevi-Sünni kavgası başlatılacaktır. Ve bizim bu cehaletimiz devam ettiği müddetçe Alevi-Sünni kavgası, bugünkü PKK isyanından çok daha kanlı ve dehşetli olacaktır. Çünkü dinler, mezhepler, tarikatlar arasında düşmanlık olursa, bu düşmanlık süratle, topluluklara da bulaşmaktadır. ABD, tamamen kendi çıkarları için Irak'a müdahale ettikten sonra, Şiilerle Sünniler arasında çarpışmalar da başlattı. Şiiler de Müslüman, Sünniler de. Şiilerin de câmileri var, Sünnilerin de! Şiiler de Sünniler de günde beş vakit namaz kılıyorlar. Ama yabancı devletlerin oyunlarına gelerek, Sünniler Şiilerin, Şiiler de Sünnilerin câmilerini bile bombalayarak etrafı kan gölüne çeviriyorlar Arablar. Şia-i Ali: Ali'nin taraftarları, Ali'nin yanında olanlar demektir. Biz de Alevi diyoruz. Ama Arab'ın Şiisiyle Türk'ün Alevisi arasında dağlar kadar fark var. Ben Sünniyim ve Ebu Hanife mezhebindenim. Milletimin birliği, beraberliği, huzuru, vatan topraklarımızın bütünlüğü için elli yıldan beri, Alevilik üzerinde de okuyor, yazıyor, konuşuyorum. Muhammed Ebu Zehra'nın 4 ciltlik Mezhepler Tarihi yanında Abdulbaki Gölpınarlı'nın Tarih Boyunca İslam Mezhepleri ve Şiilik isimli kitabını da okudum konu ile ilgili 30 kadar başka kitap da inceledim. Anladım ki, Aleviler, soy bakımından Türk, din bakımından Müslüman soydaşlarımızdırlar. Elli yıldan beri bunu böyle söylüyor, böyle yazıyorum. Ama şu bizim büyük çilemize bakın ki ben: "Aleviler soy bakımından Türk, din bakımından Müslümandırlar. Pir Sultan Abdal, Hz. Ali'yi, Hz. Peygamberden üstün gördüğü için, Hz. Ali'yi, 18.000 âlemi yaratan Allah yerine koyduğu ve bize Yezid diyerek saldırdığı için Alevi inancının dışına çıkmıştır. Gerçek anlamda Alevi olan Aşık Veysel'dir!" dediğim ve yazdığım için, Aleviler İstanbul'da 1992 yılında çıkardıkları KAVGA isimli derginin 17. ve 18. sayılarında beni "Alevi düşmanı" ilân ettiler. Selcan Taşçı'nın Yeniçağ gazetesindeki sütununa ikide bir aldığı Rıza Zelyut beni "modern bir yobaz olarak" suçlayan kin yüklü açıklamalarda bulundu. Bugün Türkiye'de utanç yüklü bir cehalet yüzünden, Alevilik tam bir kördüğüm haline gelmiştir. Sünni camianın bir kısmı, tam bir hezeyan içinde Alevi camiayı kâfirlikle suçlamaktadır. Bir kısım Aleviler de Sünni Türklere Yezid diye sövüp saymaktadırlar. Devletimiz, Sünniliği de Aleviliği de bir tek kelime eklemeden, bir tek kelime çıkarmadan, olduğu gibi okul kitaplarına koymalı ve çocuklarımıza öğretmelidir. Solucanın sindirim sistemini bile okullarımızda öğreten devlet, çok yanlış bir laiklik anlayışı yüzünden, gençlerimizi, milletimizi düşman kamplara bölmemeli. Evvela resmî okullarımızda gençlerimiz Aleviliği de Sünniliği de çok iyi bilmelidirler. Sonra isteyen Alevi, isteyen Sünni, isteyen Hristiyan, isteyen ateist olsun. Hz. Ali diyor ki: Kişi, bilmediğinin düşmanıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.