Alkışlanacak bir Ermeni vatandaşımız: Sevan İnce

A -
A +

Lütfen açın okuyun Yılmaz Öztuna'nın BÜYÜK TÜRKİYE TARİHİ isimli 14 ciltlik muhteşem eserinin 4. cildini. Orada, 488. sayfada göreceksiniz ki, 3. Sultan Murad devrinde, 1595 yılında, devletimizin yüzölçümü 23 milyon 337 bin 600 km2 idi. Yâni Osmanlı devleti, bugünkü Türkiye'den 30 misli daha büyük bir coğrafya üzerinde hükümrandı. Peki biz neden 23 milyon 337 bin 600 km2'den, 780 bin km2'ye düştük? Bunun cevabını da Romen devlet adamı T.G. DJUVARA'nın (Cuvara) TÜRKİYE'Yİ PARÇALAMAK İÇİN YÜZ PLAN isimli kitabında bulacaksınız. Cuvara Hristiyan Batı dünyasının Osmanlı devletini bölmek parçalamak için nasıl yüz plân hazırladığını çok ciddi bir çalışmadan sonra tesbit etti. Çalışmasını Fransa'nın SORBON Üniversitesine götürdü. Üniversitenin tarih bölümü, Cuvera'nın çalışmasını çok yerinde buldu ve onu tarih doktoru unvanıyla kucakladı. Cuvera'nın bu mükemmel çalışması, Türkiye Diyanet Vakfı yayınları arasında çıktı. Kitap 198 sayfadır. Fiyatı 5 liradır. Biz, 1878 yılında, Ruslarla yaptığımız savaşta yenildik. Ayastefanos-Berlin antlaşmalarında, Rusların istekleri arasında Beyoğlu'nda, Taksim Meydanına yakın bir yerde yeni bir kilise yapılmasına ve Doğu Anadolu'da bir Ermeni devletinin kurulmasına razı olmamız da vardı. Sultan Abdülhamid Han, kilise yapılmasına evet dedi. Ama topraklarımızda bir Ermeni devletinin kurulmasına katiyyen razı olmadı. Ermeni militanlar, padişahımıza, müthiş bir suikast hazırladılar. Sadrazamımız (Başbakanımız) Halil Rıfat Paşa'ya kurşun yağdırdılar. İstanbul'da, Adana'da ve bazı başka şehirlerimizde devletimize başkaldırdılar. Birinci Dünya Harbinde de müttefikimiz Almanya ile beraber mağlup olduk Sultan Vahdettin Mondoros ve Sevr Antlaşmalarını imzalamadı. Galip devletler; yani, İngiltere, Fransa, Rusya, ABD... Doğu Anadolu'muzda yine bir Ermeni devletinin kurulmasını istiyorlardı. Onların bu isteklerini de Milli Mücadeleden zaferle çıkan Mustafa Kemal Paşa kursaklarında boğdu. Şimdi, bir kara karganınki kadar beyni olanlar düşünmelidirler. Hristiyan Batı, dün Doğu Anadolu'da bir Ermeni devletinin kurulmasını istedikleri halde, bugün neden aynı topraklarda bir Kürt devletinin kurulması için açıktan açığa didinip duruyorlar? Ne oldu? Değişen ne var? Dün neden Ermenistan, bugün neden Kürdistan? Hristiyan Batı, Kürt'ün kara kaşına kara gözüne âşık olduğu için mi bu gayretin içindedir? Yoksa başta ABD dostumuz(!) olduğu halde, Doğu Anadolu'yu önce Türkiye'den koparmak, sonra BOP yani Büyük Orta Doğu planı gereğince orayı da içine alan bir büyük İsrail devletinin kurulması için mi heveslenip debelenmektedirler? 27 Şubat günkü Hürriyet gazetesinde vicdanlı, cesur, namuslu bir Ermeni vatandaşımızın (Sevan İnce) çok önemli bir mektubu yayınlandı. Diyor ki Sevan İnce: "Bizler Türk Ermenileriyiz. Türk Ermenilerinin harici Ermenilerden çok ciddi bir farkı vardır. Bizler tektip hikâye dinlemedik. Diaspora Ermenisi sadece ölüm hikâyesi bilir. Mesela Anneannem köydeki Ermeni delikanlıların nasıl silahlandırılıp çeteci, yapıldıklarını anlatırdı. Üniformalarını, yabancı lisan konuşanlar getirmiş. Büyükbabam, Kayseri'de tüm sülalesini kurtarmak için çırpınan Osmanlı yüzbaşısı Sinan'ı ağlayarak anlatırdı. Sayesinde, o sülaleden kimsenin kılına zarar gelmemiş!.." Mektup benzer ifadelerle devam ediyor. Doğruları yazan Sevan İnce'yi kardeşim kadar sevdim. İnanıyorum ki bugün-yarın PKK ihanetinden kurtulan Kürt vatandaşlarımız da nasıl bir oyuna getirildiklerini açıklayacaklardır.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.