Atatürk başka, Atatürkçüler başka

A -
A +

Cezaevlerimizde farz edelim ki yüz bin mahkûm var? Ciddi bir araştırma yapılsa, bu mahkûmların doksan dokuz bin dokuz yüzü Müslüman olduklarını söyleyeceklerdir. Yine bir inceleme yapılsa, görülecektir ki, bu mahkûmların kimisi adam öldürmekten, kimisi yaralamaktan, kimisi hırsızlıktan, kimisi tecavüzden, kimisi rüşvetten, kaçakçılıktan, sahte evrak düzenlemekten, hakaretten, uyuşturucu kullanmaktan...içeridedirler. Halbuki İslâm adam öldürmeyi, yaralamayı, çalıp çırpmayı, tecavüz etmeyi, rüşvet almayı, uyuşturucu kullanmayı, gönül kırmayı...şiddetle, şiddetle, şiddetle yasaklayan bir din. O kadar ki, adam öldüren öldürülür, hırsızlık yapanın eli kesilir. Pekâlâ! Şimdi nasıl oluyor bu işler? Çünkü Müslümanlık başka, Müslümanlar başkadır da ondan. Yâni, Kelime-i şehadet getiren, Allah birdir, Hz. Muhammed de Onun kulu ve elçisidir, diyen herkes Müslümandır. Ama Müslümanlık sadece Kelime-i şehadet getirmekten ibaret değildir. Müslümanlık: Merhamettir, temizliktir, çalışkanlıktır, adalettir, kul hakkını gözetmektir, okumaktır, bilmektir, ilme ve irfana sevdalanmaktır. İyiliktir. Güzelliktir, gönüller kazanmaktır... Bu örneği aklınızda sıkı tutun. Çünkü bu örnekten hareketle diyeceğim ki: Atatürk başka, Atatürkçüler başkadır. Evvela Atatürk bilen, okuyan, Türkiye üzerinde Doğu ve Batı dünyasının emellerini çok iyi öğrenen ve ordumuzu siyasetin dışında tutmak isteyen bir kimsedir. Atatürkçüler ise, çok büyük bir bölümüyle katiyyen okumayan, bilmeyen, öğrenmeyen, şamatacı adamlardır. Bunların bir kısmı, Atatürkçülüğü Atatürk rozeti takmak, Atatürk heykelleri dikmek, heykeller büstler önünde saygı duruşunda bulunmak, çelenk koymak ikide bir Anıtkabir'e taşınmak, "Atatürk izindeyiz!" diye bağırmak diye anlıyorlar. Biz bu beton kafalara katiyen ama katiyen anlatamayız ki her gün Atatürk için bin dakika saygı duruşunda bulunsanız bile Türkiye her mahallesine, her kasabasına, her köyüne bir Atatürk heykeli dikerek, her gün o heykellere binlerce çelenk taşısanız bile ve değil Anıtkabir'e taşınmak, yataklarınızı Anıtkabir'in içine ve dışına serip yatsanız bile Türkiye'yi bir santim ileriye götüremezsiniz. Türkiye'nin ilerlemesi, kalkınması ilimden, teknikten ve kültür temellerimize sahip çıkmaktan geçer. Bu büstçü, heykelci, "Atam izindeyiz!" haykırışlarıyla şamatacı Atatürkçüler, yanında bir de darbeci Atatürkçülerimiz var. Şamatacı Atatürkçüler darbeci Atatürkçülerin darbe yapmalarına zemin hazırladılar. Türkiye'de 27 Mayıs darbesini de, 12 Eylül darbesini de hep bu şamatacı ve darbeci Atatürkçüler yaptılar. Ve bu darbelerle, zaman zaman verdikleri muhtıralarla, devletimizi hep geriye çektiler. Milletimize unutulmaz acılar çektirdiler. 27 Mayıs darbesini yapanlar arasında okuyan, araştıran, bilen küçük bir grup vardı. Cumhuriyet gazetesine yaptıkları açıklamalarda Dimitri Petrov'un Beyaz Zambaklar Ülkesi isimli kitabından başka hiçbir eser okumayan o heykel ve çelenk Atatürkçüleri, okuyan, araştıran, bilen arkadaşlarını derhal tasfiye ettiler ve onları yurt dışına sürdüler. Cemal Gürsel de, Kenan Evren de çok ama çok Atatürkçü darbecilerdi. Cemal Gürsel'in ve Kenan Evren'in Atatürk sevgileri maddileştirilmiş olsaydı, onların Atatürk sevgilerini ölçecek kantarlar Türkiye'de bulunamazdı. Çünkü hazretlerin maddileştirilmiş Atatürk sevgileri bütün kantarlarımızı paramparça ederdi. Ama Cemal Gürsel'in de, Kenan Evren'in de Atatürk'ü ve Türkiye meselelerini, okuma, bilme, araştırma özelliklerini ölçmek için, çok hassas kuyumcu terazilerine yönelmemiz gerekirdi... Yarın aynı konuda yazacağım.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.