Geçen hafta Atatürk üzerine yazdığım makalede demiştim ki: Atatürk'ten hiçbir korkum yok. Fakat Atatürkçülerden çok endişeye düşüyorum... Bu büyük endişemin elbette bir sebebi var: 1979 yılında, Ankara Televizyonundan Kültür Bakanlığına müsteşar yardımcısı olarak geçmiştim. Bakanlık, 1981'de, Atatürk'ün doğumunun 100. yılını kutlama hazırlığı içindeydi. Ama kurulan komisyonda kimse vazife almak istemiyordu. "Bir yanlışımız olursa, bir ihmalimiz görülürse bazı kimseler tarafından Atatürk düşmanı olarak suçlanırız. Memuriyet hayatımız biter" diyorlardı. Mesela, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Cüneyt Gökçer, yapılmasını istediğimiz Atatürk filminde neden vazife almadı biliyor musunuz? "Sesim Atatürk'ün sesine benzemiyor. Boyum da 1.70 değil. Çok hücumlara uğrarım. Beni mazur görün!" dedi. Tiyatroda, nice kralları oynayan Cüneyt Gökçer, Atatürkçülerimizin hücumlarından korkuyordu ki haksız sayılmazdı. Kutlama komisyonunda gönüllü olarak ben vazife aldım. Ve milyonların önünde iddia ediyorum: 1981 yılı faaliyetleri arasında en doğru, en ciddi, en büyük hizmeti ben verdim... Neler yaptım biliyor musunuz? 1981 kutlamaları için, bütçemizde 120 milyon lira vardı. 1979 yılında 120 milyon lira ile Ankara'da 120 kaloriferli daire almak mümkündü. Durumdan haberdar olan Atatürk tüccarları bakanlığı âdeta kuşattılar. Atatürk'ün heykelini, büstünü yapanlar, vecizelerini yazanlar, resimlerini bastıranlar... etrafımı kuşattılar. Eserlerini yüksek fiyatlarla satıp, devleti bir montofon ineği gibi sağmak istediler. Ben o 120 milyon liradan Atatürk tüccarlarına tek kuruş kaptırmadım. 100. yılda, başta NUTUK olmak üzere, Atatürk'le ve Millî mücadelemizle ve Atatürk'ün yakın silah arkadaşlarının hatıralarıyla yüklü 100 kitabın bakanlık yayınları arasında çıkmasını planladım ve cumhuriyet tarihinde ilk defa, Millî Mücadele kahramanlarımızın eserlerinin de bakanlık yayınları arasında yer almasını kararlaştırdım. Dünyada, kahramanlarını bire indiren tek devlet galiba biziz. Ali Fuat Cebesoy Paşa'nın "MOSKOVA HÂTIRALARI"nı Bakanlık yayınları arasına ilk defa ben aldırttım. Sonra dokuz dalda yarışma açtırdım (şiirde, hikâyede, romanda, tiyatroda, senaryoda, ilmi araştırmada, resimde, müzikte heykelde.) Türkiye çapında bir ağaçlandırma faaliyeti başlattım ve beş milyon ağacın dikilmesine önayak oldum. Tasarladığım 100 kitaptan 40 tanesini çıkardım. Ali Fuat Cebesoy'un MİLLÎ MÜCADELE HÂTIRALARI isimli kitabının bitmesine sadece 5 forma kala çok Atatürkçü paşalarımız 12 Eylül darbesini yaptılar. Kitabın basımını durdurdular. Beni de müsteşar yardımcılığından derhal aldılar. Yerime bir emekli paşa getirdiler. 12 Eylül Atatürkçü paşalarının, Kültür Bakanlığına getirip oturttukları Cihat Baban'la heykel konusunda yaptığımız bir münakaşayı yarın yazacağım. Şaşıracaksınız!..