Atatürkçülük adına zulüm

A -
A +

Müslüman başka, Müslümanlık başkadır. Müslümanlık, incelik, güzellik, merhamet, adalet, aydınlık, temizlik... demektir. Ama bu güzelliklerden uzak Müslümanlar da var. Aynı şekilde, Atatürk başka Atatürkçüler başkadır. Ben Atatürk'ü de, Atatürkçüleri de çok iyi tanıdım. Atatürk'ten hiçbir korkum yok. Ama Atatürkçülerden çok endişeliyim. Çünkü ellerinde çok tehlikeli bir silah var: "Atatürk düşmanı!.." Adamlar bazen şahıslara karşı, bazen milletimize karşı bu silahı insafsızca kullanıyorlar. Atatürkçülerimiz, durmaksızın hep çağdaş medeniyetten veya Orta Çağ karanlığından bahsediyorlar. Bilmiyorlar ki çağdaş medeniyetin temelinde tenkid (eleştiri vardır.) Şüphe olmadan, tenkid olmadan, ilim olmaz. Bilmiyorlar ki, araştırmaya, öğrenmeye tenkide tahammül edemeyen geri kafalar, Orta Çağ karanlığını doğurmuşlardır. Bilmiyorlar ki Osmanlı'da Yeniçerilerin; "Söyletmen urunnn!" çığlıklarıyla kazan kaldırmaları, felaketimiz olmuştu. Atatürkçülerimizin çoğu da şimdi, eleştiriden korkan, "Söyletmen urunnn!" diye bağırıp çağıran kafalarla aramızdadırlar. Ben, ciddi bir devlet adamının, bir tarihçinin, bir dil âliminin... Atatürk'ü birkaç saat eleştirmesini dikkatle, hatta zevkle dinlerim. Ama aynı kişilerin, değil Atatürk'e, alelâde bir kimseye bile 3-5 kelimeyle sövüp-saymalarına asla tahammül edemem. Şimdi, şu 21. yüzyılda dahi, bazı Atatürkçülerimiz, Atatürk adına, devlet nizamımızı temelden sarsıyor, milletimize çok büyük acılar yaşatıyorlar. Dünyadaki en ahmak adam bile bilir ki veya bilmelidir ki ordusuz millet, ordusuz devlet, ordusuz vatan olmaz. Ordu düşmanlığı, felaketlerimizin ilk basamağıdır. Ama ordumuzu, siyasetin içine çekmek kadar da büyük bir gaflet ve ihanet olamaz. Bu bakımdan meydanlara ikide bir dökülerek "Ordu! Ordu! Çok yaşa" diye bağıranlar, (ordu+gençlik+CHP=iktidar) öfkesiyle ortalığa düşenler, gerçekte, bilerek veya bilmeyerek ordumuza çok büyük kötülükler yapanlardır. Şimdi bu sütûnda, bütün Atatürkçülerimizin karşısında değil, bütün medenî dünyanın önünde iddia ediyorum, her ne sebepten olursa olsun, ordumuzun kışlasından çıkarak, devlet idaremize el koyması, bazen bir partiye mensup olanları, bazen bütün bir milleti karşısına alması, yanlışların, zulümlerin en büyüğüdür. Atatürk, ordumuzu kesinlikle siyasetin dışında tutmaya çalışmıştır. Şimdi açın okuyun 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 darbelerini yapan komutanlarımızı. Hepsi de ağızlarını "Atatürk!" diye açıyorlar. Kendilerine: -Hangi kitapları okudunuz? diye sorulduğunda bir tek kitap ismi veriyorlar: Beyaz Zambaklar Ülkesi! Başka? Başka kitap yok! Bu nasıl Atatürkçülüktür? İddiamı bağıra bağıra söylüyorum: 27 Mayıs darbesinde bütün Demokrat Parti camiasına, 12 Eylül darbesinde bütün Türk milliyetçilerine ve milyonlarca insanımıza, Atatürkçülük adına zulmedilmiştir. Artık bu silah terk edilmelidir.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.