Ergenekon Savcılarımız lütfen açıklamalıdırlar

A -
A +

Geçen hafta, Ayşe Arman'ın Gülşah Balbay'la yaptığı uzun röportajı okudum. Keşke okumasaydım. Çünkü Balbay ailesinin çektiklerini öğrenince, kendimi kuvvetli bir hüzün anaforunun içinde buldum. Hemen açıklamalıyım ki, benim Gülşah Balbay'ın eşiyle, yani Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Mustafa Balbay'la hiçbir fikir beraberliğim yoktur. Ama ben, Müslüman bir Türk olarak Mustafa Balbay'a karşı, birtakım kimselerin takındıkları tavırdan büyük bir rahatsızlık duydum. Çünkü "Allah, insanoğlunu bütün mahlûkatın en şereflisi olarak yaratmıştır!" Bir insan, suç işlediği zaman ona ceza verilmelidir. Bunu çok tabii ve zaruri görüyorum. Fakat, suçu sabit olmamış bir kimseye, keyfi ölçüler içinde işkence yapılmasını, hakaret edilmesini, katiyyen doğru bulmuyorum. Zulüm nereden, hangi makamdan, kime gelirse gelsin, bunu canavarca bir davranış olarak kabul ediyorum. Bizim meşhur tarihçilerimizden İsmail Hami Danişmend'in çok önemli bir çalışması var: GARP MEMBALARINA GÖRE ESKİ TÜRK SECİYE VE AHLÂKI bu kitap 17 bölümden ibaret... İsmail Hami Bey, İmparatorluk Türkiyesine gelen seyyahların, tüccarların, diplomatların bizimle ilgili tespitlerini, hâtıralarını bu kitapta toplamış. Batılı yazarlar, yayınlamış oldukları kitaplarda diyorlar ki: "Türkler, dünyanın en kibar, en nâzik, en terbiyeli milletidir. Avrupa halkının, Türk ırkına istinat ettiği barbarlık, katiyyen doğru değildir!.." Şimdi ben birtakım kimselerin Mustafa Balbay'a ve ailesine yaptıklarına bakınca hayıflanarak kendi kendime soruyorum: Allahım diyorum biz bir zamanlar dünyanın en kibar, en nâzik, en terbiyeli, milleti olduğumuz halde şimdi neden böyle kaba-saba olduk? Neden zulmetmekten hoşlanan bir millet haline geldik? Gülşah Balbay'ın anlattığına göre, dört seneden beri tutuklu olan Mustafa Balbay, duruşmanın her celsesinde mahkeme heyetine soruyormuş: "Benim suçum ne? Beni neye göre tutukluyor ve yargılıyorsunuz? Lütfen bir karar verin!" diyormuş ama cevap alamıyormuş. Olur mu? Bu açıklamalar yanlış ise, Ergenekon dâvâsının savcısı veya hâkimleri lütfen bir açıklama yapmalıdırlar. Buna şiddetle ihtiyacımız var. Aklıma, merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun, Mamak cehenneminde başından geçenler geliyor. Muhsin Başkanı tam 7.5 yıl Mamak cehenneminde tuttular. Bu sürenin 5.5 yılı, 2 metrekarelik bir hücrede geçti. Mamak hakimleri 7.5 yıl sonra, ona: "Suçun yokmuş! Gidebilirsin!" dediler. Olur mu? Olur mu? Olur mu? Bu zulüm bize yakışıyor mu? Gülşah Balbay'ın anlattığına göre, eşinin elbiselerini bir bavul içinde cezaevine almıyorlar! Yasakmış! Niçin? cevabı yok. Elbiselerin bir mukavva kutu içine konulmasını da cezaevi yetkilileri şiddetle reddediyorlarmış. Neden? "Ya Mustafa Balbay bu mukavvaları kürek haline getirir, onunla tünel kazarak cezaevinden kaçarsa ne olur?" diyorlarmış. Ben şahsen böyle düşünen idarecileri bir TV programında görmeyi, dinlemeyi çok isterdim. Ayşe Arman'ı okurken Yassıada rezaletini de, zulmünü de hatırladım. Orada, eski başbakanlarımızdan o çok kibar, o çok efendi Adnan Menderes'i de zaman zaman tekme-tokat dövmüşlerdi. Ve idama götürülmesinden bir saat önce, yalvararak itiraz etmesine -yapmayın, istemiyorum- demesine rağmen, basur muayenesinden geçirerek asmışlardı. Biz neden böyle olduk Allahım?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.