Dün bu sütunlarda çok değerli bir şair arkadaşımın, Abdürrahim Karakoç'un vefatı dolayısiyle yazmıştım. Bugün, Türk siyasi hayatında, 1965-2012 yılları arasında, Koca Reis diye anılan Dr. Sadettin Bilgiç için yazacağım... Dr. Sadettin Bilgiç'i 1956 yılında tanıdım. Kendisi o tarihte, Ankara Türk Ocağı müdürü idi. Dr. Sadettin Bilgiç HATIRALARIM isimli kitabının 43. sayfasında, ocak çatısı altında bir araya getirdiği kişiler arasında benim de ismimi sayıyor ama ben, hukuk tahsili için Ankara'ya gittiğimde, babamın tavsiyesine uyarak Türk Ocağına koşmuş, onun çeşitli faaliyetlerine katılmıştım. Dolayısiyle 1956 yılında Ocak müdürümüzü tanıma imkânı bulmuştum. O yıllarda Dr. Bilgiç, bütün ocakların olduğu gibi benim de Sadettin Ağabeyim idi. Onu Türk Milliyetçiliğinin bayrak isimlerinden biri olan Av. Sait Bilgiç'in kardeşi olarak biliyor ve seviyorduk. Ayrıca babasının ve dedelerinin din âlimi olmaları da dikkatimizi artırıyordu. 27 Mayıs 1960 darbesi olunca, ben Türk Ocaklarından elimi-eteğimi tamamen çektim. Çünkü Ocak, 27 Mayıs darbecilerine yalakalık yapan üç-beş zavallının eline geçmişti. Dr. Sadettin Bilgiç Ağabeyimiz de Türk Ocaklarından uzaklaştırılmıştı. Onu, siyasi hayatımızın yeniden şekillenmeye başladığı yıllarda, Adalet Partisi saflarında görmüştüm. Ben de siyasi düşünceler bakımından Demokrat Parti'li idim. Ankara'dan Sivas'a davet edildiğimde AP milletvekili adayı idim. 1969 seçimlerini kaybedince AP Sivas il başkanı seçildim. Süleyman Demirel'in adayı, benim karşımda seçimi kaybetmişti. Demirel seçim gecesi, Sivas'a iki defa telefon açıp sormuştu: -Biz, il başkanlığı seçimini gerçekten mi kaybettik? Seçimi Dr. Sadettin Bilgiç ekibinden Yavuz Bülent mi kazandı? Demirel'e; -Sizin adayınız seçimi maalesef kaybetti! diye cevap verilmişti. Halbuki ben seçime Dr. Sadettin Bilgiç'le tek kelime bile konuşmadan girmiştim. O da beni katiyyen aramamış, bir telkinde bulunmamıştı. AP Genel Başkanlığı seçimlerinde, ben hep Süleyman Demirel'e oy vermiştim. Ama Demirel ekibi 1969-1975 yılları arasında, beni hep Dr. Sadettin Bilgiç'çi olarak bilmişlerdi. Aldırmamıştım. Dün olduğu gibi bugün de, değişmeyen bir kanaatim var: "Demokrasi ancak bilenlerin ve âhlaklı olanların kurabilecekleri bir rejimdir!" Dr. Sadettin Bilgiç, bizim siyaset dünyamızda, hep bilen ve âhlaklı olan, siyaseti marifet ve fazilet temelleri üzerine oturtmaya çalışan siyasetçilerimizden oldu. Bu bakımdan ona, parti içindeki muarızları bile hep Koca Reis diye hitab ettiler... Siyaset dünyamızı, en iyi bilenlerdendi. Seçim neticelerini en doğru bir şekilde o tesbit ediyordu. Vefatından iki ay öncesine kadar, beni telefonla arıyor, evine davet ediyordu. Oturup konuşuyorduk. Bazı kişilere musallat olan unutkanlık hastalığı ona bulaşmamıştı. 91 yaşına rağmen yaşadığı hadiseleri en ince teferruatına kadar hatırlıyor anlatıyordu. Kimseye bir düşmanlığı yoktu. AP safları arasında, vakt-i zamanında kol-kanat gerdiği, koruduğu, yükselmelerine yardımcı olduğu kimselerin, kendisine nasıl ihanet ettiklerini gülerek anlatıyordu. İnanıyorum ki sonsuzluk âlemine de gözlerini gülümseyerek kapamıştır. Koca Reis olmak kolay değil ki! Onu hep rahmetle anacağım...