24 Kasım Öğretmenler Günü! Hayırlı, uğurlu olsun! 1928 yılında Harf İnkılabı yapıldı. Atatürk demişti ki: "Latin harfleri kolaydır! Milletimiz beş yıl içerisinde Lâtin harflerini tanıyacak, öğrenecektir. On yıl sonra, okuma-yazma bilmeyenler, parmakla gösterilecek kadar azalacaktır!" Yani Atatürk'ün iddiasına göre, 1938 yılında, milletimiz bütünüyle okur-yazar olacaktı. Millet Mektepleri, okuma-yazma seferberliğini başarıya ulaştırmak için açıldı ve 24 Kasım 1928 tarihinde, Atatürk'e Başöğretmenlik sıfatı verildi. 1981 yılından beri, 24 Kasımları, Öğretmenler Günü olarak kutluyoruz. Ancak Harf inkılâbı üzerinden 83 yıl geçmesine rağmen, halkımız, yüzde yüz nispetinde okur-yazar seviyesine ulaşabilmiş değil. Okuma-yazma bilmek elbette çok önemli. Ama çok daha önemli olan, milletimizin bütünüyle okur-yazar olması değildir. Önemli olan, okuma-yazma öğrenenlerin okumayı bir ihtiyaç hâline getirmeleridir. Konuya bu açıdan baktığımızda, görüyoruz ki biz, millet olarak, okumayı ihtiyaç hâline getirmiş değiliz. Bunu, hem kütüphanelerimiz açısından, hem de bir yılda basılan ve bin kişiye düşen kitap sayısı bakımından ele aldığımızda, bütün dünya milletleri arasında çok gerilerde kaldığımızı görüyoruz. Batı dünyasında her 4.500 kişiye bir kütüphane düşüyor. Bizde ise, 64.000 kişi için bir kütüphanemiz açık. ABD'de bir yılda bin kişi için 4.500 kitap basılıyor. Almanya'da 1000 kişi için basılan kitap sayısı 2700, Fransa'da 1700, Japonya'da 1000'dir. Türkiye'de ise 1000 kişi için sadece 7 kitap basılmaktadır. Evlerimizin % 95'i kitapsız ve kütüphanesizdir. Batıda kitap bir insanın ihtiyaç listesinin 18. sırasındadır. Bizde ise kitap ihtiyaç listemizin 122. sırasına kaymış durumdadır. Vah! Batı dünyası, 8 yıllık eğitimden geçirdiği çocukları, lider seviyesinde yetiştirmek istiyor. Bu bakımdan İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelerde, 8 yıllık eğitimden geçen çocukların ders kitaplarında 71.000 kelime vardır. Bu rakam, Japonya'da 44.000, İtalya'da 31.000, Türkiye'de ise 6-7000 civarındadır. Ve bizim çocuklarımız da bu 6-7000 kelimenin % 10'uyla düşünüp konuşmaktadırlar. Zengin bir Türkçe ile önce öğretmenlerimizi, sonra da öğrencilerimizi yetiştirmeden Türkiye'nin ilimde, sanatta, edebiyatta, siyasette gelişmesi, yükselmesi çok zordur. Öğretmenler Günümüzde, önce zengin bir Türkçe ile eğitim yapmanın yollarını arayıp bulmalıyız. Öğretmenler Gününü hoş, fakat boş sözlerle karşılayıp uğurlamanın hiçbir faydası olmaz.