Sivas'a Madımak zulmü

A -
A +

Sivas'ta 1993 yılının 2 Temmuzunda, 33 Alevi vatandaşımız Madımak Otelinde yakılınca, yine bu sütunda şöyle yazmıştım: Madımak faciasını cehalet, gaflet, felaket, ihanet kelimeleriyle anlatamayız. Çünkü bu kelimeler, o vahşet karşısında çok zayıf kalıyorlar. Cehalet, gaflet, felâket, ihanet... kelimelerinden bin misli daha kuvvetli, daha canavar ruhlu kelimeler bulmalı, Madımak vahşetini o kelimelerle anlatmalı lânetlemeliyiz, demiştim. Aradan 19 yıl geçti. Bugün de aynı kanaatteyim. Aynı acıyı ve utancı duyuyorum. Ama aynı zamanda her yılın 2 Temmuz'unda meydanlara dökülen birtakım kişilerin ve kuruluşların yırtınmalarından, bağırıp çağırmalarından da, aynı dehşeti yeniden yaşıyorum. Hayretle görüyorum ki, meydanlarımızda, sol yumruklarını havaya kaldırarak; "Sivas'ı unutma ve unutturma! Sivas'ın intikamı alınacaktır!" diyerek bağırıp çağıranlar, yeni Madımak felâketinin tellâlları olarak ortalıktadırlar. "Sivas'ın intikamını" kimden ve nasıl alacaklar? "Sivas'ı unutma ve unutturma..." diye tepinenler bir dağ başı hukukuyla sola-sağa saldırdıklarında, karşılarına alacakları kişilerin ellerinin soğan doğrayacağını mı sanmaktadırlar? Yeni vuruşmalarla, yeni yeni kanlı vahşetlerle Türkiye nasıl huzura kavuşabilir? Hani Alevilerimiz; "Eline, beline, diline sahip" vatandaşlarımızdı? "Asarız! Keseriz! Vururuz! Yakarız! Yıkarız!" naralarıyla ortalığa düşenler, "Ellerine, bellerine, dillerine" böyle mi sahip çıkacaklardır? Hacı Bektaş Veli Hazretlerinin "İncinsen de incitme!" nasihatini intikâm peşinde koşanlara kim anlatacak? Bu iş intikâm almakla biter mi acaba? "Sivas'ın intikâmını alacaklarmış." Madımak vahşeti dolayısıyle Sivas'ın uğradığı maddi ve manevi zararı hiçbir kalem yazamaz. Madımak Otelini 33 Alevi vatandaşımızla birlikte yakan aptal ve ahmak adamlar, zaten en büyük zararı Sivas'a yüklediler. Bu hazin hadise, Sivas'a da, Türkiye'ye de, İslâmiyete de kıl kadar, ama kıl kadar bir fayda, bir huzur getirmedi. Ama kayıplarımızı yazmaya lügatlerimiz yeterli değildir. Dikkatinizi çekmek isterim: Madımak faciasından iki gün sonra birtakım vicdansız, imansız, ahlâksız adamlar Erzincan'ın BAŞBAĞLAR köyünü basarak 35 Sünni vatandaşımızı hayvanlarıyla birlikte yaktılar ve köy evlerinin duvarlarına, kocaman harflerle "Sivas'ın intikâmı alındı" diye yazarak gözden kayboldular. O tarihte Erzincan Valisi olan merhum Recep Yazıcıoğlu ile konuştum. O vahşetin katillerini sordum. Bana dedi ki: "Ben BAŞBAĞLAR katliamının bütün faillerini buldum. Adamlar suçlarını da itiraf ettiler fakat o tarihte bu dâvâya bakan savcı solcu idi. 'Ben bu valinin yakalattığı kimseleri tutuklamam' diyerek katilleri serbest bıraktı. Adamlar da kaçıp yurt dışına gittiler!" Şimdi her yılın 2 Temmuz'unda binlerce kişi meydanlara dökülüp intikamdan bahsediyorlar. İz'ansız ve insafsız köşe yazarları yırtılmış yüzlerle hep Sivas'taki Madımak vahşeti üzerinde duruyorlar. İçlerinden bir tek namuslu kalem de BAŞBAĞLAR vahşetinden bahsetmiyor! Niçin? Niçin? Niçin? Yani Sivas'ta Madımak Otelinde yakılanlar insandır da, BAŞBAĞLAR köyünde, hayvanlarıyla birlikte yakılanlar, 21. asrın cinslerini tayin edemediği, haşereler midirler? Bu rezil, bu ahlâksız, bu imansız kalemlerin (tavırlarını da) gaflet, cehalet, vahşet, ihanet kelimeleriyle anlatamayız... "Sivas'ı unutma ve unutturma..." diye tepinenler bir dağ başı hukukuyla sola-sağa saldırdıklarında, karşılarına alacakları kişilerin ellerinin soğan doğrayacağını mı sanmaktadırlar?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.