Uludere'de 35 genç adam kaçakçılık yaparlarken öldürüldüler. Evlatlarını kaybeden ana babaların büyük acılarına kayıtsız kalmak elbette mümkün değil. Ölenlere, elbette çok yazık oldu. Öldürülen o 35 kişi, keşke burunları bile kanamadan sağ-salim yakalansalardı. Ama ne yazık ki, su testileri daima su yolunda kırılıyorlar. Ben, öldürülenlerin bir yanlışlığa kurban gittiklerine inanıyorum. Biz, 20 Temmuz 1974 tarihinde, birinci Kıbrıs harekâtında, Kocatepe isimli gemimizi, ada yakınlarında, kendi uçaklarımızla, yanlışlıkla bombalayıp batırmadık mı? O yanlışlık yüzünden 54 denizcimiz şehid olmadı mı? Şimdi birtakım iz'ansız ve vicdansız insanlar, "Devlet kendi vatandaşını bombaladı" diyerek kıyamet koparıyorlar. Bunlar, akıllarını, mantıklarını, vicdanlarını... ayı postu gibi bir tarafa çivileyen, sonra da tepinip duran zavallılardır. Çünkü devletimiz ne 1974 yılında bilerek, isteyerek kendi gemisini bombaladı; ne de 2011 yılında kendi vatandaşlarını kurşunlayıp öldürdü. Bu hadisenin Türk-Irak sınırında olması bile, bizim şamatacılarımıza hiçbir şey ifade etmiyor. Şimdi, doğru oturmak, doğru konuşmak zamanıdır: Doğu ve Güneydoğu Anadolumuzda, dünden bugüne, kaçakçılık yaparken vurulup öldürülen yüzlerce, hatta binlerce kişi olmadı mı? Devletimiz sınır bölgemizi neden mayınlıyor? Hem kaçakçılık yapanları hem de yurdumuza izinsiz girip çıkmak isteyenleri neden şiddetle cezalandırıyor? Her ülke, kendi güvenliği için gereken tedbirleri almıyor mu? Bugün, kaçakçılık yapanların vurulmasını önleyen yeni düzenlemeler mi var? Dün, öldürülen kaçakçıların karşısında sessiz kalanlar, bugün neden canavar öfkesiyle ortalığa düşüyorlar? Acaba devletimiz, Doğu ve Güneydoğu Anadolumuzda, kaçakçılığı tamamen serbest bıraktı da bizim haberimiz mi olmadı? Veya öldürülen o 35 delikanlı, kaçakçılık için Irak'a hangi yoldan, hangi saatlerde gidip döneceklerini resmî makamlara bildirdikleri halde, bile bile kurşun yağmuruna mı tutuldular? Ben PKK hareketinin ve "serok APO" çığlıklarının yüzde yüz Ermeni dâvâsına hizmet için olduğuna samimiyetle inananlardanım. Dünkü gazetelerde vardı: "Fransa'da yaşayan Türk toplumu adına Paris'e dâvet edilen Anadolu Kültür Derneği Başkanı Demir Önger diyor ki: Ermeniler birinci adımda soykırımı kabul ettirmek istiyorlar. İkinci adımda tazminat dâvâları açacaklar. Üçüncü adımda ise, Türkiye'den altı ilimizi kendi topraklarına katacaklar." Bu açıklamada bir büyük noksanlık var. Hangi 6 ilimiz? Ermeni devlet adamları, bütün dünya milletleri önünde, "Doğu ve Güney Doğu Anadolu işgal edilmiş Ermeni topraklarıdır!" demiyorlar mı? Devletimize ve milletimize düşman olanların, Ermeni dâvâsına, dolayısıyla Kürt'ün felaketine omuz verdiklerini zaman, çok iyi gösterecektir.