ABD Dışişleri Bakanlığı'nda geçtiğimiz perşembe günü özel ve kapalı bir toplantı yapıldı. Konu Türkiye idi. Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Hanım, bakanlığını yöneten diplomatlarla bir araya geldi. ABD protokolünde dışişleri bakanı, başkan ve başkan yardımcısından sonra 3. sıradadır. Zaten bakanlığın adı bütün dünyadaki gibi dışişleri değildir, 'Devlet Kapısı'dır (Department of State'i böyle tercüme ettim). Bakana da devlet sekreteri denir (Secretary of State). Dışişleri Bakanımız Prof. Ahmet Davutoğlu bu özel toplantıyı (ABD-Türkiye ilişkilerinin ne kadar önemli görüldüğü) şeklinde değerlendirdi. Bunu Meksika Dışişleri Bakanı Patricia Espinoza Hanım'ın yanında söyledi. Pekiyi ABD, Türkiye hakkında ne konuştu? Öyle ya, bayram değil, seyran değil. Bu husus, saklı ve gizli tutuldu. ABD bakanlık sözcüsü basına (bu tür toplantıları önemli konuları derinleştirmek için yaparız) diyerek bir fikir teâtîsi şeklinde sundu. Biz, Türkiye üzerindeki bu birinci derecede özel, mahrem toplantının konusunu belirlemek durumundayız. Zira Türkiye şüphesiz önemli devlettir de, başka önemli devletler de var. Şu günlerde Amerika, Irak'taki askerinin 50.000'ini ve önemli hacimde silâh çekiyor. İncirlik ve belki İskenderun'u kullanacaktır. Bu tahminim herhâlde yanlış değil ama, bana bile yetersiz göründü. Dış politikada Türkiye'de Batı'dan uzaklaşan bir eksen kayması var mı? konusunun mutlaka ele alındığını düşünüyorum. ABD Senatosu muhalefet (Cumhuriyetçi) kanadı, Ankara'ya atanacak yeni büyükelçi Ricciardone için titiz, hattâ hırçın bir tavır takındı. Pekiyi, Türkiye'de Batı'dan uzaklaşan bir eksen kayması olup olmadığı nasıl anlaşılacak? Ölçü nedir? Cevap şudur ve kesin cevaptır: Bir İran harekâtında müttefiklerimizin yanında mıyız, değil miyiz? Yanında olmadığımız takdirde Türkiye'nin açığı hangi güçlerle kapatılacak şıkkı ise mutlaka ele alındı.