İçinde yaşadığımız büyük ekonomik krizin 1. yıldönümü üzerinde konuşuluyor, yazılıyor. Biz de bugün bu konuyu ele aldık. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin muhtemelen en hacimli finans (para) krizidir. Ülkemizin en büyük yargıcı ile ülkemizin fiili politikada bulunan en deneyimli siyasetçisi arasında -elden gönderilmesi gereken- küçük Anayasa kitabının hava yolu ile teatisi, krizi patlattı! Dünkü gazeteler bu olayın bize 50 milyar dolara mal olduğunu yazdılar. Ama yukarıda anılan garip ve acayip olay, İngiltere kabinesinde veya beyaz Saray'da geçse idi, o devletlerde böylesine bir kriz patlar mı idi? Şüphesiz hayır! Sadece medyaya ve mizah yazarlarına malzeme oluştururdu. İleride tarihçiler, krizi çıkaran alt yapı çürüklüğünün sorumlularını, isim isim tesbit edeceklerdir. Sorumlular, sahanın büyük bürokratlarıdır. Uzman geçinenleridir. Bir devletin para politikasının emanet edildiği kişilerdir. Mesele bununla kapanmıyor. Zira yukarıda anılanlar, atanmış kişilerdir, memurdurlar. Millete karşı sorumluluk, onları atayan seçilmiş şahıslardadır. Devlet hayatında her türlü başarı ve başarısızlık, icrayı oluşturan politikacılar adına kaydedilir. On milyarlarca dolar el değiştirdi. Yurt dışına kaçırıldı. Krizden çok kârlı çıkanlar vardır, zarar etmiyenler de mevcuttur. Milletin yüzde doksan dokuzdan fazlası ise perişan oldu. Gelir dağılımı zaten berbattı, en berbat çizgiye geriledi. Tarihçiler konuyu bu çerçevede ele alacaklardır. İktisat tarihi, hatta sosyal tarih ile uğraşan genç ilim adamlarına, doktora hazırlıyanlara tavsiyem, bugünlerin malzemesini özenle toplamakta gecikmemeleridir. Sonra kompozisyon tarihçileri, bu monografilerden önemli eserler üreteceklerdir. Konu, yabancı tarihçilerin de ilgisini çekecek ehemmiyettedir.