11 Eylül beklentisi, fobi hâline geldi. Bu korku ancak 11 Eylül geçtikten sonra ortadan kalkabilecek. 11 Eylül'de milletvekili aday listeleri Yüksek Seçim Kurulu'na verilecek. Listeye giremiyen veya alt sıralara düşen adaylar için bu, bir matem günüdür. Hâlen milletvekili bulunanlar için ise, hattâ küçük kıyamettir. Maalesef TBMM üyeliği, bir defa o sandalyeye oturanların çoğu için, sonuna kadar muhafazası gereken bir makam gibi algılanmıştır. Bu zatlar, seçilmeye doyamamışlardır. Buna rağmen sağduyu oluşmuştur ve oluşacaktır. 11 Eylül'de bazı üzüntüleri tabii karşılarız. Ancak ileri gidilmiyeceği, 3 Kasım'ı pas geçecek teşebbüslere kalkışılmıyacağı fikrindeyiz. 1 Ekim günü Cumhurbaşkanı'nın nutkunu dinliyeceğiz. Sonra hiç bir şey vuku bulmıyacak. Böyle ümid ediyoruz. İçte ve dışta yeni prestij kayıplarına tahammülümüz kalmadı. Gene 11 Eylül günü, büyük kıyametin gerçek provası hâlinde de bekleniyor. Çok vurgulanmasa bile, hem bizde, hem dünyada, Amerika'nın 11 Eylül'de Irak harekâtına başlayacağı söylentisi yayılıyor. Bu suretle ABD, korkunç 11 Eylül darbesinin karşılığını verecek, dosta düşmana teröre karşı savaş için kararlılığını gösterecekmiş. Amerika'nın Afganistan'la yetinmiyeceği malûmdu. Ancak mahut 11 Eylül eylemini planlamak ve desteklemekle suçlanan ve böyle de olan Üsâme bin Lâdin gaybûbet etti. Koskoca Amerika bu adamı bulamadı. Saddam'ı nasıl bulacak? Kaldı ki Saddam'ın 11 Eylül'le ilişkisi tespit edilmedi. Sadece potansiyel terörist ilân edildi. Orta Doğu'yu Selçuklular, ondan sonra tam 400 yıl Osmanlılar olarak biz Türkler iyi yönettik. Hiç bir dini, mezhebi, ırkı, diğerine yedirmedik. Bizden iyi yönetecekleri iddiasıyla Türk'ü bu coğrafyadan atan İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, yarım asır dayanamayıp zor kaçtılar. Washington'daki dostlarımız bütün bunları biliyordur, eminiz.