Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasının 90. yıl dönümüdür: 23 Nisan 1920. 1. Meclis veya 1. Dönem (1920-1923) diye Cumhuriyet tarihimize geçti. İstiklâl Harbi'ne karar veren, bu savaşı yürüten, Mustafa Kemal Paşa'yı reîsi (TBMM başkanı) seçen, başkomutan atayan, ona müşîr (mareşal) rütbesi ve Gazi unvanı veren, savaşı kazanan Meclis'tir. En sert, en amansız, yoksul, patetik, hattâ trajik şartlarda, bambaşka fikirlere sahip bulundukları halde milletvekillerinin -eski tabirle- yekvücûd olduğu meclistir. Osmanlı'da ve Cumhuriyet'te hiçbir dönemi için hiçbir Meclis, daha şanlı, daha fedakâr, daha cefâkeş olduğunu iddia edememiştir, böyle bir şeyi aklından geçirmemiştir. İster İstanbul'da seçilip Ankara'ya gelmiş, ister Anadolu'dan seçilmiş olsun, 1. Meclis'in bütün üyelerini büyük saygı ile anıyoruz. İstanbul Osmanlı Meclis-i Meb'ûsânı'nın Mîsâk-ı Millî'sini, virgülüne dokunmaksızın, Millî Mücadele'nin hedefi kabûl etmişlerdir. Atatürk, millî iradenin mutlak ve tek temsilcisi ve yetkilisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni öne çıkaran bir cumhuriyet rejimi kurdu. Cumhuriyet de, monarşi gibi çeşit çeşittir. Atatürk, istediği düzenlemeyi yaparak rejimi şekillendirecek imkân, irade ve yetkiye sahipti. Böyle bir cumhuriyet istedi. Bu cumhuriyet rejimi, 1960 cunta darbesi ve anayasası ile temelinden yıkıldı ve bambaşka şekle büründü. İlk Meclis'ten sonrakiler, 1923, bilhassa 1927, 1931, 1935, 1939, 1943, 1946 Meclisleri, tam 7 dönem, demokratik seçimlerle oluşmadı. Buna rağmen 1923'te Meclis'e, yeni rejimin en radikal muhalifleri girebildi ki yarısı cumhuriyet ilânında oy kullanmamıştır. 1927'de artık 1918-1939 Avrupası'na daha uygun, liderin paralelinden ayrılmayan meclisler oluştu. 2010'a kolay gelmedik. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1980'de tekrar kapatıldı, yasaklar kondu, gelenekleri oluşmak üzere bulunan partilere son verildi. 23. Dönem milletvekilleri, bu hafta yeni bir millî sınavın cenderesine girmiştir. Az bâdire yaşamadık. Millete hayırlı sonuçlar bekliyoruz.