Savaş sırasında seçim yapılmaz, ertelenir. 3 Kasım günü Irak savaşının başlamış bulunması zayıf bir ihtimaldir. Washington, Kasım ayında ABD seçim sonuçlarından önce Irak'ta harekâta geçmez. Bu husus, derin düşünen politikacılarımız tarafından mutlaka nazar-ı itibara alınmış, Amerikan seçimlerinden önceki bir tarih kararlaştırılmıştır. Erken seçimlerimiz Aralık veya Ocak gibi aylara bırakılsa idi, Türkiye'nin savaşa karışmış durumu muhtemeldi. Ve seçim yapılmaz, 2003 baharına kalırdı. 2003 baharındaki bir seçimin sonuçları, 3 Kasım 2002'den epey farklı çıkar. Avrupa tarafından reddedilmiş, Amerika'ya muhtaç, Irak'ta önemli askerî birlikleri bulunan bir Türkiye, herhalde şartları bugünkinden değişik bir ülkedir. Bundan dolayı 3 Kasım, münasip bir tarihtir. Mesele, AB uyum yasalarıdır. 14 Aralık'ta Kopenhag'dan olumlu cevap alan 22. Dönem TBMM'nin içinden çıkaracağı hükûmet, rahat hareket edecektir. Millet 2003 yılına ümitle girecektir. 21. Dönem TBMM, Avrupa Birliği'ni gerçekleştirecek en önemli adımı atmış milletvekilleri ile, Cumhuriyet tarihimize geçecektir. Az bir şeref değildir. Böyle bir millî şerefe tâlib olmak gerekir. Milliyetçi Hareket Partisi, Avrupa Birliği'ne karşı ve düşman değildir. Kendi anlayışına uygun bir yöntem uygulamak istiyor. Metod (usul) farkıdır. Ancak metodda yanılan, esasa ulaşamaz. Bunun ötesinde, her siyasî hareketin karşıtlarının bulunması da, demokrasi gereği olduğu açıktır. Yeter ki demokrasi tıkanmasın. Zira demokrasi içinde çare tükenmez. Demokrasi dışında ise hiçbir çare yoktur. İspanya, Portekiz, Yunanistan ve adaylıkları tamamlanma statüsündeki Bulgaristan, Romanya vs, diktatörlük rejimlerinden AB'ye geçebildiler. Türkiye'nin bunu becerememesi kesinlikle kabûl edilemez, Millî onur bunu kaldırmaz.