Birleşik Amerika hükûmeti, Üsâme bin Lâdin'in başına, bendenizin bilebildiğim kadarıyla, bütün tarihin en büyük kelle ödülünü koydu: 25 milyon dolar... Üsâme'yi öldüren, yakalıyan, yerini bildiren kişi veya kişiler bu meblağı der-ceb edecek... 50 doların önemli para sayıldığı Afganistan'da bu ölçüsüz ödülün etkisi ne olacak? Ödülü almak isteyenin, ölümü göze alması gerekir. Ama bin dolar için ölüme meydan okuyanlar çoktur. Daha ehemmiyetlisi, Bin Lâdin'in yerini keşfetmek, mağarasına girmek, yanına yaklaşabilmek, çetin iştir. Üsâme ve şürekâsı yakalanırsa, Amerika'ya getirilmiyecek. Afganistan'da kurulacak bir sahrâ dîvân-ı harbinde basına kapalı tek celseli kısa muhakemesi yapılıp hemen orada hüküm infaz edilecek. Bu husustaki olağanüstü kararnameyi geçen hafta Başkan Bush imzaladı. Kongre'den itiraz gelmedi. Avrupa'dan, kararnamenin antidemokratik ve insan haklarına aykırı bulunduğu mealinde bir ses yükselmedi. Birleşik Amerika, aynı işlemi bütün teröristlere uygulayacak. Saddam Hüseyin hakkında da tatbik etmek istiyor, Dışişleri Bakanı Colin Powell, beklemeyi öğütleyip hükûmetin elini tutuyor. Bir Irak savaşının, Afganistan'dakinden epey farklı olacağını vurgulamak lâzım. Ama Saddam rejiminin terörü desteklediği ve biyolojik silâhlar yaptığı açıktır. Bu bakımdan Amerika, Saddam'ın 11 Eylûl New York eylemiyle ilişkisini kanıtlamak lüzumunu duymıyacaktır. Muhtemel bir Irak savaşı, Türkiye'ye sadece zarar verir. İstemezsek katılmayız. Ama bunun bedeli ağırdır. Mecburen savaşa girecek olan Türkiye'de, pek çok şart değişir.