Seçim sath-ı mâilindeyiz (eğik düzeyindeyiz). Ama seçmende heyecan yok. Nerede eski seçimler? Nostaljisine bile kapılabiliriz. Millî iradeyi yeniden karıp oluşturacak seçmen böyle. Ama millet huzuruna çıkan partilerimizde, hattâ adaylarda bile mutat, alışılmış eski heyecan görülmüyor. İlk demokratik seçim, şaibeli olsa da, 1946'dadır. O ve sonraki seçimlerde halkımız yoksuldu. Geçim standartı bugünki ile mukayese kabûl etmezdi. Ne şehirde, ne nüfusun üçte ikisinin yaşadığı köyde... Bugün Türkiye, gelişmişliğin eşiğinde bir ülkedir. Açlık sınırında kitlelerimiz bulunduğu doğrudur. Ama bu, çok acayip bir gelir dağılımı dengesizliğinin eseridir. 26 gün sonra 3 Kasım'dır. Dr. Devlet Bahçeli'nin karîhasından çıkıp empoze etmeyi başardığı seçim tarihidir. Şimdi tam seçim atmosferindeyiz. Halkımızın heyecansız ve az ümitli görünmesi aldatıcı olabilir. Her evde, gazete değilse bile televizyon var. Seçmen dinliyor ve izliyor. Partilerin resmî konuşmalarını da seyredip son kararını verecek. Seçime katılma oranımız, bir çok demokrat ülkenin üzerindedir. Savaş bekleyen Irak'ta da tek adaylı başkan seçimi var. Iraklılar, Saddam'a olan güvenlerini tazeliyecekler. Başka alternatifleri yoktur. Gene haftaya, dünyanın en büyük demokrasisinde, Birleşik Amerika'da seçimleri göreceğiz. Sonra 4 Kasım günü bütün Dünya, dikkat ve merakla izlenecek Türkiye seçimlerinin sonuçlarını öğrenip değerlendirecek. Seçmenimiz, öfkesini soğukkanlılığa dönüştürerek oyunu kullanacaktır.