16 gün sonra, 3 Kasım 2002 günü, Türk seçmeni, 1920 seçimleri hariç, en kritik oylamalarından birini gerçekleştirecek. Evvelsi günki Irak seçimleri gibi, bir milleti dünyaya karşı mahcub eden sistemler de var. Saddam Hüseyin, oyların yüzde 100'ünü aldı. Tek karşı oy çıkmadı. Pusulalar rejim denetçilerinin nezaretinde açık atıldı. Saddam, 7 yıl için yeniden başkanlığa seçildi. Ama iktidarının 7 ay süreceğine ihtimal veren yoktur. Bizim seçimlerimiz, halkın isteği istikametinde, ülkemizi yönetmeye talib olanları ortaya çıkaracak. Öfke, tepki, öç gibi biribirinden olumsuz duyguların pusulalara yansımasından korkuluyor. Partilerin çokluğu da vatandaşı şaşırtacak. Ancak zorunlu bir seçimdir. Sonuçlarından çekinecek bir şey de yoktur. Ekonomik krizi öngöremeyen, hattâ patlatan zayıf bir iktidar, bir de dış ve iç komplolara maruz kalınca, erken seçime gidildi. Yeni listeler, 1999 listelerinden daha parlak değildir. Ayni olumsuzluklar görülüyor. Seçmen bu hususta da zorlanacaktır. Ama 22. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi, içinden iktidar ve muhalefet çıkaracaktır. Temennimiz elbette iyi bir iktidar ve iyi bir muhalefettir. Mümkün olmazsa, yeniden seçime gidilir. Genel başkanların akıllarını kullanabilmelerine bağlıdır. Kişiler değişecek, fakat genel başkanlar demokrasisi sürecektir. Dönemin başında seçim ve partilerle ve milletvekili statüsü ile ilgili, bir Avrupa devletine yakışır değişiklikleri gerçekleştirmek gerekir ki, bir daha ayni senaryoyu yaşamıyalım. Türkiyemiz, ekonomik kriz, akıl almaz faizlere ve soygunlara boğulmuş borçlar, kapısını çalan bir savaş alanı ve Avrupa Birliği gibi, biri diğerinden çetin sıkıntılar içindedir. Eğitim ve sağlık konularında problemler büyüktür. Kasım 2002 hükûmeti, bunların hepsini kucaklayıp çözümlemek iddiası ve vaadi ile Yüce Meclis'ten güvenoyu isteyecektir. Artık ahbap işi sıradan bakanlar görmek istemiyoruz.