Türkiye'nin, terörle savaş için Afganistan'a asker göndermek kararında İngiltere dışında bütün devletlere takaddüm etmesi, Avrupa Birliği üyesi dostlarımızın ödlerini kopardı. İnsan hakları ve demokrasi yaftası altında, bu kavramlara düşman teröristleri himayelerine alarak, çağdaş uygarlık düzeyine hiç yakışmayan bir üslûpta kullanmak politikalarına halel getirmekte zorlandıkları âşikârdır. Bu tesbitlerimize kızmayacaklarını umuyoruz. Zira nice yıldır onların, terörü ve teröristi açıkça teşvik anlamındaki ipe sapa gelmez eleştirilerini biz, soğukkanlılıkla dinledik. Avrupa'nın güçlü devleti Federal Almanya savaşa 3900 askerle katılacak. İtalya ise 1328 asker ve Garibaldi uçak gemisini gönderiyor. Diğer Avrupa devletleri, eninde sonunda aynı şeyi yapacaklar. Bu arada Taliban ordusunun başkomutanlığına Usâme bin Lâdin getirildi. Tek Arab'ın yaşamadığı Afganistan, Araplar'a teslim edildi. Zavallı Afganlar... Bütün bu belâ, çeyrek asır önce Moskova'da tahsil görmüş bazı Afgan aydınlarının (!) ülkeye komünizmi getirmeleriyle oluştu. Ruslar'ın ülkeyi işgali ise, o zamanki Sovyet politikasının gözü dönmüşlüğünün inanılması zor çizgisidir. Türkiye'nin asker kontenjanını arttıracağını sanıyorum. Aksi takdirde, ister misiniz sevimli İtalyan dostlarımız, baba yurdumuz Orta Asya üzerinde bizden fazla konuşmaya kalkışsın? Öcalan'a gösterdikleri izaz ve ikramı unutmuş değiliz. Öyle beklenmedik gelişmelerin öncesindeyiz ki, Ankara'nın çok uyanık durması, çok atak hareket etmesi lâzım. Halkımıza da, asker göndermemizin bir hükûmet kararı değil, Devlet politikası gereği olduğu anlatılmalıdır. Zira vatandaş, haklı haksız, hükûmetten gelen her şeye karşıdır.