Üst üste gelen krizler, Avrupa Birliği'ni unutturdu. Kopenhag kriterleri ne oldu? Ulusal Program'ın 1 yıllık diliminden hangilerini gerçekleştirdik? Demokraside ne kadar yol aldık? Çağdaş uygarlık düzeyinde kaç metre ilerledik? Politika, birçok topu havaya fırlatıp hiçbirini düşürmeden oynamak san'atıdır. Bunu yapamayan, gerçek politikacı değildir, devlet adamı hiç değildir. Politikaya heveslenmiş amatördür. Kimseyi kasdetmiyoruz. Ortaya konuşuyoruz. Politikacılarımızın yeteneklerini, tecrübelerini, iradelerini, vatanseverliklerini, çalışkanlıklarını, öngörülerini, çağın gerektirdiği hızlı tempoyu yakalayışlarını görmek, onlarla öğünmek, verdiğimiz oyları helâl etmek istiyoruz. Çok şey mi istiyoruz? Hayalperest falan mıyız? Hiç unutulmasın ki büyük kriz, yönetimin ve yönetimin seçip kullandığı yüksek bürokrasinin beceriksizliklerinden doğdu. ABD ve AB başta, dış saygınlığımız belirgin şekilde azaldı. Baskılar çoğaldı. Ben Cumhuriyet döneminde bu dercede gevşek bir hükûmet hatırlamıyorum. Ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin itibarının bu kadar zedelendiğini bilmiyorum. Bu son hususu, millî bir tehlike olarak değerlendiriyorum. Avrupa'nın, çağdaş uygarlık düzeyinin ta kendisi olan kriterlerinin neresindeyiz? Millî ve milletlerarası vaadlerimizin, sözlerimizin, imzalarımızın ne kadarına riayet ettik? Devletimizin çatısı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin hakkı bulunan saygın otoritesini yüceltmek için ne yaptık? Bütün bunlar pas geçilmese idi hiç kriz mi çıkardı? Âşikâr ki, birçokları, milletvekilliğinin, bakanlığın, kritik makamlarda bürokratlığın ne demek olduğundan, sorumluluğundan habersizdirler. Sözümüz burada tükendi. Başka ne diyelim ki?..