Batı medyasında, Toronto'daki (Kanada) Obama-Erdoğan mülâkatında ABD Başkanı'nın Başbakanımız'la tartıştığı yazılıp çizildi. Beyaz Saray basın sözcüsü akabinde yalanladı. Dışişleri Bakanı Prof. Ahmet Davutoğlu da (dünyada hiç kimse Türkiye Başbakanı ile o tonda konuşamaz) diyerek tekzîb etti. Tekzîbler (yalanlamalar) doğrudur. Öyleyse bu çeşit yalanları kim uydurur, yazar, yazdırır, piyasaya sürer ve maksat nedir? Maksat âşikârdır: Türkiye'nin, dünya devleti ABD ile arasını açmak. Biz Türklerin bazen alınganlık derecesinde gururlu olduğumuz, elbette hasımlarımızın da malûmudur. Bu konuda hata yapmamızı beklerler. Türkiye'yi ABD ittifakından ayırmak hedefi açıktır. Bu takdirde Amerika, boşluğumuzu kısmen de olsa doldurmaya çalışacak, Ermenilerle Kürtleri ele alarak onları sevindirecektir. İskenderun Körfezi'ne çıkacak bir Kürdistan'la Karadeniz'e yaklaşacak bir Ermenistan hayalleri, canlanır. Ebediyyen hayal hâlinde kalır ama, dünyada insan hayâl ettiği müddetçe yaşar. Büyük Kürdistan ve Büyük Ermenistan projesi, Araplar'la İran'ın da toprak kaybı olacağı için, işlerine gelmez. Ama Türkiye'nin ABD, Batı ve Türk devletleri ile arası açılacağı için, 9 asır yaşadıkları Türk egemenliğinin ağırlığını hafifletecek ümidiyle hoşlarına gider. Yunanistan çok rahatlar. Güney Kıbrıs bayram eder. Ulusalcılarımız, Ergenekoncularımız'la eski komünistler, zaten Amerika'yı hiç sevmezler. 3 defa Türkiye'de darbeye izin verdiği halde, bugün yan çizmesi dolayısıyla Washington'a diş biliyorlar. Bu ihtimallerin arkası var ama sütunum bitti. Hâsılı ABD-Türkiye ittifakının bozulması, dengeleri altüst eder. Türkiye, epey hasmı bulunan, çok da kıskanılan bir devlettir. 1918'e kadar resmen büyük devletler arasında bulunduğumuzu, bir zamanlar cihan devleti bile olduğumuzu biz unuttuk ama, onlar unutmuyorlar. ABD ile tarihî dengemize dikkat kesilmemiz gerektiğini ima etmiyorum, açıkça yazıyorum.