Açılım çok yeni bir kelime... Anlamını soran epey okuyucu oldu. Açılım, herhalde bugün eskimiş sayılan ıslâhat ve Fransızca reform karşılığıdır. Türkiye gündemindeki açılımın bugünki evresi (safhası), Başbakanımız'ın parti liderleri ile fikir teâtîsi çizgisindedir. Zira sayın liderler, görevleri gereği, bazen nezaket kurallarını epey zorlayarak akla gelen ve gelmeyen her çeşit eleştiri yapmakla ün kazandılar. Milletin onlara verdiği görev elbette iktidarı eleştirmek... Ama bu görevin iki kanadı var: Eleştiriden sonra, kendi parti felsefelerine, programlarına göre nasıl yapılması gerektiğini de söylemek. Bunu yapmıyor, millî bir sır gibi kendilerine saklıyorlar. Sakın, hiç bir fikirleri olmadığı için söylemiyorlar demeyin, inanmam. Türk demokrasi açılımının (reformunun) bir parçası, ana dilleri Türkçe olmayan bir kaç milyon vatandaşımızın durumudur. Ana dili Türkçe olmayan Türkler'in en kalabalığının Kürt asıllılar olduğu açıktır. Onun için Kürt açılımı da deniyor. Nasıl bir açılım? sorusunun net cevabı, bir çok defa yazdığım ve ilgililere söylediğim gibi kesinlikle şudur: Bu konuda Avrupa Birliği kriterleri (ölçütleri, standartları) ne ise, Türkiye'de de aynisi uygulanacaktır. Avrupa devletleri arasında -bünyeleri gereği- bazı farklar var. Ama temel kurallar değişmiyor. Ben, bize en çok benzeyen, zaten 220 yıllık Yenileşme dönemimizde model aldığımız Fransa'daki uygulamaları tercih ederim. Bunların çoğunu -geç de olsa- kabûl ettik. Gerisini tamamlayacağız. Terör olmasa zaten tamamlanacaktı. Ama Türkiye içinde yeni bir millet, federe veya bağımsız devlet oluşturmak isteyenler de var. İnsan öldürmek, isyan çıkarmak yolu ile elde etmeye çalışmayı hayat tarzı ve geçim kaynağı hâline getirdiler. AB standartlarında, çıkan isyanlar nasıl söndürülürse, biz de aynisini yaptık ve yapacağız...