Irak, sonra İsrail-Filistin konuları, Afganistan'ı âdetâ ikinci plana itti. Ama Afgan gerçeği, olanca karmaşası ile ortadadır. Bu arada Bin Lâdin adı bile artık çok az geçiyor. Unutulmamak için arada bir kaset yayınlıyor. Tabiatiyle Amerikan istihbaratının Bin Lâdin'in yerini bulmaya bütün imkânlarını seferber ederek çalıştığını tahmin, zor değil. Gizlendiği yerin ansızın açılanması, sürpriz gelişme sayılmamalıdır. Böylesine bir kişinin sonuna kadar Amerika'dan saklanması ihtimali hiç yoktur. Amerika, Afganistan'da dediğini yaptırıyor. Çevre ülkelerin çoğunda askerî üsler edinmeye kadar, derinliklere indi. On yıl önce Birleşik Amerika'nın Orta Asya'da ve Kafkasya'da üsler kuracağını ve Rusya'nın buna aldırmıyacağını söyliyebilen herkese gülünürdü. İSAF denen Afganistan'daki Birleşmiş Milletler gücüne bir Türk generali komuta edecek. Türkiye bu güce, sayıca epey kabarık ve süper donatılmış bir birlikle katılıyor. Kâbil ve çevresinin asayişini sağlıyacak. Orta Asya'da Türk bayrağının dalgalanması olumludur. Ama Afganistan nereye gidiyor? Zahîr Şâh (Zâhir değil!), 30 yıllık Roma sürgününden döndü. Aşiretler meclisinin toplanmasını ve yeni hükûmetin işbaşına gelmesini bekliyor. Aşiretler ve onların oluşturduğu kavimler arasındaki sorunları çözmeye çalışacak. 30 yıl önce Afgan (Peştun) milliyetçiliği yaptığı için Farsça (devletin ikinci resmî dilidir) konuşan nüfus ve İran, Kralı tarafsız hakem rolünde yadırgayacaklardır. Türkçe konuşan nüfus, sanıyorum Ankara'nın hatırı için, üzerlerine gelinmezse, uyumsuzluk çıkarmıyacaktır. Sonra Zahîr Şâh veya oğlu, tahta davet edilecek mi? Bu kadar akıllı davranılacağını sanmam. Aşiretlerde bu akıl olsa idi, krallarını sürmez, komünizme kucak açmaz, milyonlarca Afganlı'yı harcamaz, ülkeye tamamen yabancı bir Arap örgütünü, el-Kaaide'yi getirmez, atalarının bin yıldır korudukları Bâmyân heykellerini topa tutarak dünyayı ayağa kaldırmaz, kendi kadınlarına zulmetmezlerdi. Huzuru sağlamak -belki İran ve Pakistan etkilerini azaltmak- için Amerika'nın desteklediği Kral, şahsen yönetmiyecektir. Bayrak gibi millî birliği temsil edecektir. Vaktiyle monarşinin sağladığı bu birlik gerçekleşirse, çok geri kalmış bu önemli ülkede kalkınma başlıyabilecektir.