Bakteri postalıyarak toplumları korkutan örgütün ve arkasındaki devletin vay hâline... New York'ta 6000 insanı birkaç dakika içinde öldürenleri mazur göstererek geçiştirmek ve hafife almak isteyenler, şimdi mikrop taarruzuna da kılıf uydurmaya çalışacaklardır. Meselenin bir yüzü böyle. Diğer bir yüzü daha var ki, şimdilik vehim çizgisinde bulunsa bile, tüylerimizi ürpertiyor: Ya ABD de biyolojik, şimik (kimyevî) ve nükleer silâhlar kullanmaya başlarsa?.. O zaman, karamsar bilim-kurgu roman ve filmlerindeki iğrenç sahneler oluşacaktır. Dini, imanı, milliyeti, insanlığı olmayan teröre karşı bile, klasik savaş ve mücadele metodlarından ayrılmamak çok daha iyidir. Ama, inanılmaz refah seviyelerine erişen Batılı insanın canı, çok tatlı hâle geldi. Burnu kanasa feryadı basıyor. Sıfır zayiatlı savaşlar yapmak istiyor. Yüz binlerce askerin vatanları için seve seve kanlarını akıtıp hayatlarını verdikleri yakın geçmiş maziye karıştı. İnsan, hattâ hayvan hayatına verilen değer, uygarlığın ölçülerinden başlıcası sayılıyor. Silâhlı kuvvetlerin fonksiyonu bile değişti. Artık asker, barışı ve düzeni sağlamak, insanın hayat ve hürriyetini güvene almak için kullanılıyor. Böylesine bir misyona olağanüstü başarı ile hazırlanıp düzenlenmiş en kaliteli asker, Türkiye silâhlı kuvvetlerindedir. Afganistan halkına dost bir milletin askeridir. Devletlikten çıkmış Afganistan'da barış dönemini açabilmekte ciddi hizmet verebilir. ABD'nin işi kolaylaşır. Taliban ve el-Kaaide dehşetinden kurtulan Afganistan, İlk Çağ barbarlığından çağdaş dünyaya geçebilir. Ancak Türkiye'ye samimi davranılmalıdır. Körfez Savaşı'ndaki ve PKK teröründeki kayıplara benzer zararlara uğramamız, Avrupa Birliği'nden kaypak muamelelere muhatab olmamız, bahis konusu değildir. Kaldı ki terörle savaş Afganistan'dan başka coğrafyalara atlamanın eşiğindedir.