Amerikan bombardımanı ile çökertilen Taliban, egemen olduğunu iddia ettiği ülkeyi savunamadı. Kuzey İttifakı, Afganistan'ın önemli parçalarını ele geçirdi. Kâbil yolu açıldı. Artık başkente girmek büyük gayretlere muhtaç görünmüyor. Pekiyi iş bitti mi? Maalesef hayır! Bir bakıma asıl şimdi başlıyor denebilir. Zira Taliban, dağlara çekilip gerilla harbine girişecektir. Böyle bir savaşın ne kadar süreceği ise tahmin dahi edilemez. Kendilerine mücahit diyen 3.000 kadar Arap ve -inanılması daha zor bir şey- bir o kadar Çeçen, Taliban saflarında çarpışıyor. Halkın dayanılmaz ıstırabı son haddinde. İhtiyarlar, kadınlar, hastalar, çocuklar, hele çocuklar... On yaşında erkek çocuğun eline silâh veriliyor. Orta Çağ'da Gazneliler'in, Selçuklular'ın, Timurlular'ın Türk yönetiminde o asırların en parlak medeniyet merkezlerinde bugün, böyle bir hayat yaşanıyor. Sultan Mahmud'un taht şehri Gazne, Hüseyin Baykara'nın taht şehri Herat (Ali Şîr Nevâî'nin türbesi buradadır), Bâbür Şâh'ın türbesinin de bulunduğu taht şehri Kâbil, Mevlânâ'nın doğduğu Belh... Ve Türk tarihinin daha nice şanlı beldeleri, bugün mayınlar ve bombalar arasında çırpınıyor. Akılsız toplumların başına her şey gelebiliyor. Anadili Afganca olan 30 milyon Pakistanlı, Afganistan'a bitişik Pathanistan eyaletindedir (İngiliz Hindistanı'nın merkezi Peşâver olan ünlü Kuzeybatı Eyaleti). Buradan her gün eline silâh geçiren yüzlerce gönüllü, Hayber'i aşıp Taliban saflarında vuruşmaya gidiyor. Afganistan'ı Birleşik Amerika, Türkiye dahil müttefikleri ile birlikte düzeltmeye ve düzenlemeye çalışacak. Ancak İran, Rusya, hattâ Çin ve Hindistan gibi önemli devletlerin dikkatleri, Amerika'nın yaptıkları üzerinde yoğunlaşacaktır. En nazik pozisyonda bulunan devlet Pakistan'dır. General Müşerref'e karşı bir askerî darbe, tahmin edilemiyecek derecede karmaşık bir tablo oluşturabilir. Savaşın boyutları genişler. Pakistan büyük zarar görür. Fazla vehme kapılmak doğru değil ama, Birinci Cihan Savaşı'nın, bir Sırp teröristin tabancasından atılan iki kurşun sebebiyle çıktığını unutmuyoruz.