Almanya'da Sosyal Demokratlar kıl payı kazandılar. Ankara rahat nefes aldı. Yeşiller'e gene dışişleri bakanlığını vererek Sosyal Demokratlar'ın yeni bir hükûmet kurmaları bekleniyor. Seçim sonuçları, resmen değilse bile, ister inanın ister inanmayın, sandıklar kapandıktan 1 saat sonra belli oldu. Bizde günler sürüyor, gene ayni şey olacak. Daha ucuz çağdaş sisteme geçemedik, geçmemekte acayip direndik. Zira statükonun bir parçasıdır. Nüfus sayımını bile beceremedik. Yüzkarası sayımın sonuçlarını 2 yıl sonra alabildik. Köhnelikten dökülüyor, çağdan kopuyoruz. Bilmem hissedebiliyor musunuz? Seçimlere 6 haftadan az kaldı. 1 Ekim'de bir şeyler olmazsa, seçimler gerçekleşecek. Hangi partinin ne yapacağını biliyor muyuz? Daha vahîmi, partilerin oy istemek için ilân edecekleri programlarındaki sözlerine ne derecede güveniyoruz? Kişilere bağlanmış ve halkı kişilere odaklayan partiler, ne yapmak için oy istediklerini bildirmiyorlar. Ekonomik, kültürel, sosyal reformları nasıl başaracaklar? AB, ABD, Avrasya, Irak için politikaları nedir? Hangi partide Türk enerjisini, yeteneğini ve potansiyelini açığa çıkaracak adaylar var? Bu farkları göreceğiz ki, ona göre oy atacağız. Böyle bir tabloda seçmen, elbette kararsızdır. Ama Kasım ayı yaklaştıkça şuurlanacaktır. Kararsız ve öfkeli oylara ümit bağlayan çok parti var. Bu da, sağlıklı bir sosyal yapı oluşturmuyor. 3 Kasım'ın ardından bir seçime daha gidilerek problemlerin çözülebileceğini söyliyenler çoğaldı. Almanya'daki seçimlere imrendik. Sisteme hayran kaldık. Zaten 200 yıldan beri imrenip hayran kalarak vakit geçiriyoruz.