Başbakan Sayın Bülent Ecevit, bu gece, kalabalık heyetiyle birlikte Türkiye'ye dönüyor. Bugün New York'tadır. O kadar ilgiyle beklenen Amerika ziyareti Türkiye'ye ne sağladı? Birkaç satır çerçevesinde realist bir değerlendirme yapmaya çalışacağız. Gezi parlak geçti, başarıya ulaştı. Sayın Ecevit ve şahsında Türkiye, büyük ve samimi saygı ve sevgiye muhatap oldu. Dünyanın 1. adamı Başkan Bush, olanca dikkat ve nezaketini esirgemedi. Böylesine bir kabul, Atina'yı kıskandırdı, kızdırdı, belki endişelendirdi. Taraflar, belli başlı hemen bütün konuların altını çizdi. Bir uyumsuzluk, tatsızlık yaşanmadı. Amerika, Türkiye'ye ve Ecevit politikasına takdirlerini bildirdi. Terör savaşında Washington'ın yanında yer aldığı için teşekkür etti. Finans krizinden çıkabilmemiz yolunda tam destek sözü verildi. Kıbrıs'ta başlayan müzakerelerin olumlu sonucunun beklendiği söylendi. En fazla merak uyandıran Irak konusunda diplomatik lisanla şunlar ifade edildi: Amerika, kitle imha silâhları üzerinde denetime razı olmadığı takdirde, tıpkı Taliban gibi, Saddam rejimine de son verecektir. Irak'a savaş açmaya mecbur kalırsa önceden Türkiye'ye bildirecek ve savaştan zarar görmememize özen gösterecektir. Bütün bunlara söylenecek bir şey yok. Ancak esas, uygulamaya geçilebilmesidir. Mutabakatların kâğıt üzerinde ve mükâleme zabıtlarında kalmaması, hayata intikalidir. Bu husus, fikr-i takib ile mümkündür. Her konunun peşini bırakmamak, sürüncemede kalmasını önlemek, üzerine gitmek gerekir. Böylesine aktif bir irade hükûmetimizde ve atadığı bürokrasimizde mevcut mudur? Washington'da konuşulanların hangileri ne müddet içinde gerçekleştirilebilecektir? Bekleyip göreceğiz.