Anayasa'nın 23+3 maddesini değiştiren önemli tasarı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunuldu. Anayasa Komisyonu'nda müzakere edilecek. Komisyonda genel kurulda müzakerelerin kısa tutulup 2 gün ara ile çifte gizli oylamaya geçilmesi düşünülüyor. Böylesine bir reformda bu acele, eleştirilecektir. Sayın Cumhurbaşkanı'na sunulacak. Dün 7 uzmana da danışan Sayın Gül, bazı maddeleri Meclis'e tekrar ele alınması için gönderebilecek. Ama asıl endişe, Ana Muhalefet Partisi'nin Anayasa Mahkemesi'ne müracaatının kesinleşmesinden kaynaklanıyor. Bu konu için gelişmeler tahmin bile edilemez. Referanduma ihtiyaç kalmamasını temenni ediyoruz. Zira referandumun güvenoylamasına dönüşeceği hakkındaki kanaatimiz kesindir. Halk, 26 maddeyi okuyup karar verecek falan değildir. Adalet ve Kalkınma Partisi'ne, bilhassa Sayın Başbakan'a güveniyorsa, olumlu oy verir. Güvende şüphe varsa veya muhalefet partilerine uyulursa güvensizlik oyu çıkar. Referandumda olumlu sonuç çıkması muhtemel görünüyor. 26 maddenin ayrı ayrı oylanması demokratik ve cazipse de, pratik değildir. Zira seçmen, bunları okuyup sandığa gelmez ve sandık başında okumak imkânı da yoktur. Referandum öncesi partiler öyle bir propaganda atmosferi oluşturacaklardır ki, değme genel seçim öncesini gölgede bırakacaktır. Daha ortada bir şey yokken bile Baykal'ın Siirt'te ve Bahçeli'nin Urfa'da yaptıkları konuşmalar, tam bir miting havasına büründü. Böylesine bir uğraşa giren Türkiye, dış politikadaki öncelik ve âciliyet gerektiren hayatî meselelerimize ilgisini asla azaltmamalıdır. Şansölye Merkel'in Ankara'da Başbakan Erdoğan'la konuşacakları konular çok ağırlıklıdır. Hillary Clinton, Başkan Obama'nın Enerji Zirve Konferansı için Erdoğan'ı davette ısrarını duyurdu. Arap Birliği'ne tam üye olarak davet edilmemiz Irak seçimlerinin sonuçları gibi biri diğerinden önemli konuları da eklersek, bir dünya devleti olmak istidadındaki Türkiye'yi bekleyen konuların çeşitliliği oranında muğlâklığı görülür. Yabancı medya Osmanlı'dan bahis açmaya bile başladı...