Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan, Anayasa'nın -hiç değilse- bazı maddeleri değiştirilmeden devletin yeterince iyi işlemeyeceği kesin fikrindedir. Daha vahîmi, Avrupa kriterlerine uyum sağlamaktaki zorluklardır. Başbakan bunu da söylüyor. Zira Avrupa standartlarına giremeyenlerin çağdaş dünyada ikinci sınıf devlet muamelesi görecekleri âşikârdır. Temel çare yeni bir anayasa olmakla beraber, bugün için böyle bir imkân görülmüyor. Ama ilk genel seçimlerden sonra gelecek Meclis, mutlaka bu işi ele alacaktır. Anayasaları Meclis yapar. Seçilmiş, millî iradeyi bihakkın temsil eden yasama meclisleri... Elbette gereken kurumlara ve kişilere danışılır, Genelkurmay'a da danışılır. Ama anayasayı başka bir güç yapamaz. Yapıp referanduma sunsa bile bu biçim bir referandum meşruiyet kazanmaz. Asker, darbeyle gelmiş bir cunta, hiç anayasa yapamaz. 1961 ve 1982'de başarısız, sakıncalı, aksayan, saçma sapan uzun maddelerle doldurulmuş, zevksiz bir Türkçe ile kaleme alınmış anayasalar, böyle yapıldı. Bu tip anayasalarda, tepeden darbeyle gelenler, önce kendi güvenliklerini ve menfaatlerini düşünürler. Bunu ya ölesiye parlamenterlik, ya geçici madde şeklinde sağlam kazığa bağlarlar. Vatandaş hakları ve devletin yüceliği zarar görür. Sayın Başbakan'ın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bugünkü terkibinden tek anayasa maddesi geçirmesinin bile imkânsızı zorlamak olacağı kanaatine geldiği anlaşılıyor. Zira iktidar -hele Başbakan'ın ağzından- A dese, muhalefet (A değil, B'dir) tepkisini veriyor. Ama bütün devletlerde iktidar bulunduğu halde, yalnız demokrasilerde gerçek ve muvâzaa'sız muhalefet şarttır. O halde Sayın Başbakan, düzeltilmedikleri takdirde Avrupa ölçütlerine uyamayacağımızı söylediği maddeleri nasıl değiştirecek? Meclis'te -iki defa tekrarlanan ve kapalı yapılan- oylamada referandum için yeterli sayıya ulaşırsa, halkoyuna giderek... Yarın: Halk oylamasının erdemleri ve sakıncaları...