Bizde aşırı uçlarda dolaşan kimseler, birtakım hınçlı ve kindar kişiler, Arjantin'deki sosyal patlamanın Türkiye'de de gerçekleşmesini ümitle beklediler. Olmayınca üzüldüler, kızdılar. İki ülke ve millet arasında ipe sapa gelmez benzetmeler yaptılar. Türkiye ve Arjantin, benzer tarafları çok az, iki ayrı alemin devletleridir. Arjantin Cumhuriyeti, 23 üyeli bir federasyondur. Başkanlık sistemiyle yönetilir, ayrıca başbakan yoktur (Peru hariç bütün Latin Amerika devletleri böyledir.) Antarktika'daki toprakları dışında 2.8 milyon km2, Türkiye'nin 3.5 misli büyüklüğünde, bu bakımdan dünyanın 8. devletidir. Bu Güney Yarıküre ülkesinde 38 milyon insan yaşar. ABD ve Kanada'dan sonra bütün Amerika kıt'asının en gelişmişidir. Üç defa tam gelişmişliğe teğet geçmiş, çıtayı atlıyamamıştır. Çıtayı aşamaması için ABD çok dikkat etti. Hem 19. asır sonlarında, hem 20. asırda... Zira Güney Amerika kıt'asında tam gelişmiş bir Latin devletinden çekindi. İkinci Cihan Savaşı'nın galibi ABD, savaştan bir yıl sonra (1946) nasyonal (milliyetçi) sosyalist Albay Peron'un iktidara gelmesinden dehşete düştü. 9 yıl sonra Peron'u devirdi. Peron, Arjantin'i hemen hemen büyük devletler hizasına getirmişti (hâlen Peronist Parti çok kudretlidir.) Arjantin'in gücü, geniş ve verimli toprakları dışında, bir Beyaz Irklar ülkesi olmasındandır. Bu bakımdan diğer hiçbir Latin Amerika devletine benzemez. Birkaç yüz bin Guarani dışında Kızılderili, Zenci, Melez nüfusu yok gibidir. ABD'deki ırk problemini yaşamamıştır. Büyük şehirlere yerleşmiş, eğitimli, yüksek kültür sahibi, bir kısmı İtalyan, Alman ve Yahudi kökenli olsa da Avrupa menşeli, mutlak çoğunluğu Katolik ve İspanyolca konuşan bir nüfus, Arjantin'i seçkin hâle getirmiştir. Ayrıca Arjantin, en ciddi silahlı kuvvetlere sahip Latin Amerika devletidir. Ama zaafı da, bu kudretli ordusundan gelir. Politize olmuş, yolsuzluklara bulaşmış, siyasete dehşetli meraklı, iyi eğitimli, darbe yapan, cunta (junta bir İspanyolca kelimedir) oluşturan Arjantin subayı, demokrasiyi sürekli engellemiştir. Asker, popüler değildir. Türkiye'deki gibi iki bin yıllık gelenekli maziye sahip, vatan fethetmiş, 3 Haçlı seferinde devleti yedirmemiş, cihan devleti kurmuş, TBMM'nin emrinde ülkeyi düşmandan temizleyip cumhuriyet zeminini oluşturmuş, sevgi, saygı, itibar kazanmış bir ordu değildir. Arjantin'in Türkiye gibi düşmanları bulunmadığı, ordusu savaşmadığı için subay, politikaya düşmüştür. Okyanusun binlerce kilometre açığında üç bin nüfuslu Falkland adaları için İngiltere'yle savaşa girip yenilmiştir. Şimdi Arjantin yeniden bir sıkıyönetimin eşiğindedir. Bakalım ayda 15.000 dolar maaşlı milletvekilleri ve senatörler, çok büyük ölçüdeki ekonomik krize çare bulabilecekler mi?