Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Yunanistan'ı 10 bakan ve 100 iş adamı ile ziyareti, tam bir dostluk çıkarması oldu. Bugüne kadar hiçbir devlet ve hükûmet başkanımız bir yabancı ülkeye 10 bakanla gitmedi. Yunanistan'ın pek dar bir zamanıdır. Aynı coğrafyayı ve güzel denizi paylaştığımız, nice asır aynı çatı altında yaşadığımız, kültürlerimiz iç içe girmiş Yunanlıların, artık Türk'ün kadrini bilmelerini temenni ediyoruz. Avrupa'nın her devirde şımarık çocuğu olmasına rağmen Yunanistan, bu defa Avrupa Birliği'nin egoist cimriliği ile karşılaştı. Çok büyük evrensel finans krizi ile sarsılan AB; ekonomisini onarırken, Yunanistan sorunu ile büsbütün bocaladı. Türkiye-Yunanistan yakınlaşması, her iki devlet ve Avrupa dengesi için, doğru politikadır. Türk'ün şüphelerinin ve Yunanlı'nın komplekslerinin izâlesi gerekiyor. İsmail Cem'in gayretleri bile yetersiz kaldı. Şimdi Sayın Erdoğan, Rusya ile enerji bağımlılığından ve Batı'nın dikkatlerinden çekinmeksizin cesur kararlı radikal politikasını, Ege'yi paylaştığımız, Trakya'yı bölüştüğümüz komşumuz için uyguluyor. Bu politikanın sürdürülmesi, sonuç alınması gerekiyor. Ortodoks taleplerini Osmanlı siyaseti çizgisinde karşılamakta çok geciktik. Bu engelleri artık derhal aşalım. Dün Atina'da palikaryaların bayrak yakması gibi taassup göstermelerine karşılık vermeye tenezzül etmeyelim. Yeşil pasaporta vize kalkması ve Ege adalarına, bizim dünkü Cezâir-i Bahr-i Sefîd'imize turistlerimiz için kolaylık getirilmesi, olumlu adımlardır. Aslında tam bir vizesizlik gerekiyor. Ama AB ve Şengen kuralları bunu engelliyor. NATO içinde müttefik olmanın şuuruna erişebilelim. Ekonomik ve kültürel potansiyeli harekete geçirelim. Saçma masraflardan kurtulalım. İki taraf da rahatlasın, Avrupa da...