ATSIZ ve TÜRKEŞ arasında anlaşmazlık

A -
A +
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ (5) ATSIZ ve TÜRKEŞ arasında anlaşmazlık

Başbuğ Alparslan Türkeş, 1960 askerî ihtilalinin lideri Orgeneral Cemal Gürsel, Nadir Nadi, Falih Rıfkı Atay ve Ahmet Emin Yalman ile birlikte... NASIL BİR MİLLİYETÇİLİK? 21. asır Türk milliyetçiliği, bizi mutlaka en kısa yoldan muâsır medeniyet seviyesine çıkarabilen, Türk'e ve Türkiye'ye en yararlı fikir sistemi olmalıdır Ben, Yılmaz Öztuna, 1949 şubatında Sâdeddin Arel'in Şişli'deki evinde cumartesi öğleden sonra toplantılarından birinde, milliyetçilerin üstâd tanıdığı büyük tarihçi ve dil bilgini İsmail Hâmi Dânişmend ile tanıştım. 1951 temmuzunda, Dânişmend'in Şişli'deki apartman dairesinde de Nihal Atsız ve avukat İsmet Tümtürk ile tanıştım. Tümtürk, en büyük şairlerimizden Cenâb Şehâbeddin'in oğludur. O yıllarda Türk milliyetçiliğinin Atsız'dan sonra gelen güçlü şahsiyeti idi. Daima gölgede kalmaya dikkat etmiştir. 1952 temmuzunda da Atsız beni o sırada Harb Akademisi öğrencisi piyade binbaşısı Alparslan Türkeş'le tanıştırdı. Bu tanışmalarımı önce Hayat Tarih Mecmuası'nda, sonra Türk Tarihinden Portreler kitabımda tafsilât ile anlatmıştım (1969 ve 1998). Tevetoğlu ile çok geç, 1968'de şahsen tanıştım, İstanbul'da değildi. Atsız'ın ve Fethi Tevetoğlu'nun en yakın arkadaşı bendim. Atsız ve Tümtürk, (Türkçülük, Türkçü) kelimelerini çok kullanarak Gökalp muakkıbi olduklarını vurguluyorlardı. Ben (Türk milliyetçiliği) tabirinde ısrar ettim. Atsız'ın Osmanlı ve Türk tarihi ve edebiyatının birinci sınıf uzmanı olması, onu ırkçı ve otoriter milliyetçilikten liberal ve demokrat Türk milliyetçiliğine yaklaştırdı. 1952'den itibaren İstanbul'a gelen Osmanoğulları'nın bütün üye ve mensuplarıyla tanışıp dostluk kurmasının etkisini kaydetmeliyim, o yıllarda birçok padişah kızı hayatta idi (şehzâdeler gelemiyorlardı). Türkeş, parti kurup umduğu oyu alamayınca, tabanını genişletmeye mecbur oldu. Eskiden beri tanıştığı Necip Fâzıl Kısakürek'le yakınlaştı. Bunun üzerine Türkeş'le üstâdı Atsız arasında geçici bir anlaşmazlık çıkmıştır. NECİP FAZIL VE MİLLÎ GÖRÜŞ Atatürk ideolojisinin alternatifi, çok seçkin şair ve çok usta yazar Necip Fâzıl Kısakürek tarafından yayınlanan haftalık Büyük Doğu politika ve kültür dergisiyle oluştu. Türk milliyetçilerinin Atatürk'le meseleleri yoktur. Atatürk'ü 1000 yıl boyunca millî kahraman kabûl etmişlerdir. Tabii Atatürk rejimi, sürekli değişip gelişerek çağdaş demokrasi ve uygarlık düzeyine uyum sağlayacaktır. Kısakürek'in sistemi teknikçe çağdaş, yönetimde Orta Çağ'ın gelişmiş modeli İslâm'a dayanmış ve uygun iddiasını taşır. Cesur bir tekliftir. Bu ideolojiyi Prof. Necmeddin Erbakan, aksiyon hâline getirdi. Millî Görüş dedi. Türk kelimesini kullanmaktan kaçınmakla dikkat çekti. "Millet" kavramını, Osmanlı'nın cemaatlere verdiği anlamda kullanmıştır. Millî Görüş'te İslâm, (Hanefî-Mâtürîdî+tasavvuf) Osmanlı Türk uygulamasından da epey uzaklaşmıştır. Arap etkisi çok açıktır. Şâfiî-Eş'arî ekolü daha çok benimsenmiştir. Hattâ, laik idareyi başarıyla yıkıp şerîat yönetimi kurmayı becerdiği için daha önce bulunmayan bir İran hayranlığı başlamıştır. Necip Fâzıl, hayrân olduğu Şarlo (Charles Chaplin) dışında gelip geçmiş bütün Yahudi ileri gelenlerinin insanlığı, bilhassa İslâm'ı ifsâd ettiği iddiasını düzinelerce yazısında tekrarlamıştır. Bu suretle Türk Sağı'nda, antisemitik eğilim başladı. Kısakürek, hattâ Millî Görüş, bir ölçüde Ülkücülük denen Türkeş ekolü milliyetçiliğini de etkiledi. Bugün büyük bir milliyetçi camia, Gökalp'e toz kondurmamakla, büyük mütefekkir için eleştirilerimizi hoş karşılamamakla beraber, Millî Görüş etkisiyle, Türkçü milliyetçilikten epey uzaklaşmıştır. O halde 21. asır Türk milliyetçiliği nasıl olmalıdır? YAHYA KEMAL'İN MİLLİYETÇİLİĞİ Bizi mutlaka en kısa yoldan muâsır medeniyet seviyesine çıkarabilen Türk'e ve Türkiye'ye en yararlı fikir sistemi olmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce temsil edilen millî irâdenin kesin üstünlüğü şarttır. Bu üstünlük, Avrupa demokrasisi standartlarından asla aşağı düşmeyecek üslûp ve düzende uygulanacaktır. Batı'daki gibi çok gelişmiş bağımsız yargı, bu demokrasinin gereğidir. Silâhlı kuvvetlerimiz, meslek ordusu hâline getirilerek vurucu gücü âzamîye çıkarılacaktır. Türk subayı üniformalı politika hevesinden kurtarılacaktır. Ama saygınlığına halel gelmek şöyle dursun, milletçe en sevilen, yurt savunması için kesinlikle güvenilen bir çizgide bulunacaktır. Türkiye'nin birinci jeostratejik üstünlüğü coğrafya konumudur (Yerküre'de kapladığı alanın emsalsiz değeridir). İkinci üstünlüğü, Mete Han tarafından 2200 küsur yıl önce kurulmuş çok gelenekli bir ordu olmasıdır. Bu imtiyazlarımızı korumalı, vazgeçmemeliyiz. Bunlar, millî kültürümüzü geliştirerek yapılabileceği için, milliyetçilik şuurunda bir sapma, yanılma, bağnazlık, kısa görüşlülük, statükoculuk, hâsılı her türlü sakınca, daha az yararlı ve belki zararlı fikir sistemlerine yol verir. Elbette komünizm dahil, demokrasiye karşı ve ırkçı olmayan, şiddeti savunmayan her türlü parti, meşrûdur. Türk milliyetçiliğini, en iyi ifade eden mütefekkir, Türk tarihinin en büyük şairi olan Yahyâ Kemal'dir. Liberal, demokrat, Batı'ya dost, millî kültürü en yüksek dereceye çıkaracak şuurda, Osmanlı geçmişimizi kavramış bir sistemdir. Fikirlerini, çok saygı duyduğu ve Ziyâ Bey diye bahsettiği Gökalp gibi kitap hâlinde toplamadı. Zaten hayatında tek kitabı basılmamıştır. Türk milliyetçiliğini nasıl anladığını ve anlattığını anlamak için Nihad Sâmi Banarlı tarafından 10 cilt hâlinde yayınlanan şiirlerini ve yazılarını okumak gerekiyor. Yahyâ Kemal'in ifade ettiği milliyetçilik, Gökalp'in folklor milliyetçiliğine karşı, Türk'ün gerçekleştirdiği en yüksek estetik çizgiyi teklif eden bir anlatımdır. Eski Türk tarihine de, Osmanlı'nın uyguladığı üslûpta Türk Müslümanlığı'na ve tasavvufuna da saygılıdır. Ama 1071'den başlayan tarihimize ağırlık verir. Liberal, demokrat, laik, Batı'ya dönüktür. Medeniyet çizgimiz için İstanbul dilini, şîvesini, musikisini, âdâbını, erkânını, zevkini, hayâtını, ideal ve örnek gösterir. Ben bir Yahyâ Kemal milliyetçisiyim. Türk'ü ve Türkiye'yi ileriye götürecek en elverişli ve doğru kültür ve fikir sistemi olduğunu kabûl ederim. Türk kültürünü muhafaza ederek geliştirmek Türk milliyetçiliğinin birinci hedefidir. Ekonomide liberal, tamamen demokrat, çağdaş uygarlık çizgisine erişmiş bir devlet anlayışı ve dış politikası bu suretle oluşur. Hedef bugünkü sınırlarımız içinde Büyük Türkiye'dir. Bunun için doğduk, bunun için yaşıyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.