Bankalar Yasası ile Telekom Yasası, bu hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndedir. Batı, bu iki kanunu gösterge şeklinde algıladığını saklamadı, açıkça yüzümüze karşı söyledi. Türkiye'ye kredi musluklarının açılması için gösterge... Niçin? Özal'dan bu yana özelleştirme gündemimizden eksik olmadı. Bugün eriştiğimiz utandırıcı çizgi, 10 yıl önce komünizm belâsından kurtulan ülkelerin çok gerisindedir. Özelleştirmeye karşı sinsi, iki yüzlü, fakat korkunç bir direniş var. Telekom, özelleştirmenin gerçekten göstergesidir. Vaktiyle 30 milyar dolara satabilirdik. O parayı da çarçur eder, yatırıma dönüştüremezdik itirazı yapılırsa, reddi mümkün değildir. Türk Telekom tekeli zaten 2003'e kadardır. Ve 2004'te sâbit telefon sistemi bırakılacak, seyyar telefona geçilecektir. Bankalara gelince, onlar da özelleştirmenin parçasıdır. Devlet bankaları da KİT'tir. Siyasetçiler tarafından hem istihdam, hem arpalık kurumlar muamelesi gördüler. Belirli kesimlere âtıfet vasıtası zihniyetiyle kullanıldılar. Özel bankalar ise, çığırından çıkarıldı. Sırf hortumlamak amacıyla rüşvet dağıtılarak bir sürü özel banka kuruldu. Meclis'e sunulmak üzere bulunan gerek Türk Telekom, gerek Bankalar yasaları, liberal ekonomi kurallarına göre yetersizdir. Ama bir yerden başlamamız gerekiyor. Bu bakımdan reform kanunları sayılır. Politik yolsuzluk kanallarından önemli biri tıkanacaktır. Devlet bankaları özelleştirilecektir. Merkez Bankası tamamen özerk hâle gelecektir. Hepsi milletlerarası bankacılık kurallarına uygun rasyonel şekilde işleyecektir. Bundan sonra özel banka kurmak, çok sıkı şartlara bağlanacaktır. 15 Mayıs'ta IMF, önümüzdeki 8 ay içinde, dilimler hâlinde, Türkiye'ye vereceği 5 yıl vâdeli 15 milyar dolar krediyi onaylıyacaktır. Beklenen budur. Devlet Bakanı Kemal Derviş'in ifadesi böyledir.