Sayın Başbakan'ın rahatsızlığının en büyük tehlikesi, Avrupa Birliği ölçütleri için faaliyetlerin duraklama dönemine girmesidir. Vakit çok daralmıştır. Konu ile görevli sayın Mesut Yılmaz da, ümit ediyoruz, parti içi sorunlarına öncelik verip bir ihmal sürecine girmez. İşin ihmale gelir tarafı yoktur. Yıl sonunda Kopenhag toplantısında Türkiye, çağdaş Avrupa'ya uyumsuzlukla suçlanırsa, iç politikamızda daha büyük karmaşa oluşur. Hastalanmak, insan denen mahlûkun en tabii durumu ve hakkıdır. Bir başbakanı hastalığı dolayısıyle eleştirmekten nefret ediyorum. Ancak millî çıkarlar, her şeyin üzerindedir. Başbakanın ve eşinin nefes alışlarına kadar ilgi odağı haline gelmeleri kötüdür. İradenin daha çok sayın Rahşan Ecevit'te bulunduğu iddiaları ise olumsuzluğun son haddidir. Kesinlikle kabul edilemez. Başbakanın istifası halinde yeni hükûmet kurulur. Haftalar alacak safhaları vardır. Başbakanın bir bakana vekalet vermesi halinde (ki bu sayın Bahçeli'den başkası olamaz) ise sadece zaman kazanılır. Sonunda başbakan görevine dönebilecek midir? Hiç sanmıyoruz Kaldı ki hükûmetin koalisyon olması hasebiyle bir başbakan vekilinin atanması bile zordur. Koalisyon ortakları sayın Bahçeli ile sayın Yılmaz'ın soğuk kanlı davranmaları takdire değer. Zira küçük bir ters davranış dengeyi bozar. Bu arada sayın Kemal Derviş de bir şeyler söylemek istiyor. Milletvekili değildir. Bu bakımdan başbakan vekilliği bahis konusu olmaz. Başka bir şeyler anlatmak istiyor. Şüphesiz demokrasi içinde çare tükenmez. Bu siyasi krizi de atlatacağız. Basiretle ele alınırsa kriz aşılır. Fırsat sayıp ihtiras gösterenler kaybeder. Her hâl-ü kârda Ecevit devri sona ermek üzeredir. Hesaplar buna göre yapılmalı ve doğru yapılmalıdır. Zaten kırılgan olan demokrasimizi incitecek her türlü tutumun karşısında olmalıyız.