88. Cumhuriyet bayramımız, tekellüfsüz, basit, yalın şekilde kutlandı. Şenlikler yapılmadı. Askerî gösteriler her ülkede ilgi ve sevgiyle seyredilir. Bizde de böyledir. Bunların da sadece şenlik sayılıp kaldırılması bazı eleştirilere hedef oldu. Ancak Van depreminin acısını yaşamamız gerçek bir mazerettir. Bu bayram böyle geçti. Ancak 1923'ten bu yana silik geçen, daha doğrusu programı kısaltılan ilk bayram değildir. En şâşaalı kutlama ise 15 milyon nüfuslu Türkiye'de 1933'te gerçekleşti. Nüfusu 1 milyondan az İstanbul'da, yüz binin altındaki Ankara'da yer yerinden oynadı. Atatürk öyle bir 10. Yıl Nutku söyledi ki, edebî literatüre geçti. Ne mutlu "Türküm" diyene dedi. Türk milletinin yüksek karakterini aşk derecesinde tutkulu bir sevgiyle ve inançla vurguladı. Hâlâ dillerden düşmeyen 10. Yıl Marşı yazılıp bestelendi (şiir büyük şair Faruk Nafiz Çamlıbel ile çok genç değerli şair Behçet Kemal Çağlar'ın, bestesi Cemal Reşit Rey'indir). 1938'de 15. yıl kutlamasında coşku yoktur. Zira Cumhuriyet'in kurucusu millî kahraman Atatürk ölümcül derecede hasta ve Ankara'da değil İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda idi. 12 gün sonra öldü. 1939-1945 İkinci Cihan Savaşı yıllarıdır. Avrupa felâket, Türkiye yoksulluk ve mahrumiyet içindeydi. Kahverengi bir topak ekmek, üç metre patiska ancak -nüfus tezkeresine kaydedilerek- karne ile veriliyordu. Toplu iğne, raptiye, kurşunkalem karaborsada ve ithal malı idi. 7 yıl boyunca Cumhuriyet bayramı, basit şekilde kutlandı. Millî Şef İnönü'nün karanlık yıllarıdır. Fakat 1939-1945'te cıvıl cıvıl bir Beyoğlu hayatı vardı. Zorunlu karartma olduğu halde çok canlı bir gece hayatı. İngiliz ve Alman ajanlarının Park Otel'de, Pera Palas'ta, Tokatlıyan'da yan yana masalarda oturduklarını görebilirdiniz. Selâmlaşmazlardı. Hepsi diplomatik kimlik taşıyordu. Son defa İstanbul'da 1939'da göklere yükselen havaî fişeklerle kutlanan 30 Ağustos'lar yaşandı. 3 gün sonra Cihan Savaşı patlamıştı. 1950-1959'da ise 10 yıl Cumhuriyet bayramları şenlikli geçti. Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, gelmiş geçmiş en Atatürkçü devlet adamıdır. Atatürk Yasası'nı çıkaran odur. Bütün hukuk sistemlerinde tek şahıs hakkında yasa çıkarmak yasaktır. Atatürk ilkelerini işine geldiği gibi algılayıp uygulayan, derin revizyonlar yapan İnönü'ye, Atatürk'ü Tal'at Paşa'dan bile çok benimseyen Bayar'ın tepkisidir. Türk aydınları, Atatürkçülüğü, İnönü revizyonizmi ile öğrendiler. Atatürk devri belgeleri okunamıyor, anlaşılamıyordu. Zengin Türkçe unutulmuştu. Türkiye, nice kutlu ve mutlu 29 Ekimler yaşayacaktır.