Brüksel raporu

A -
A +

Avrupa Birliği'nin -aday ülkeler ve genişleme hakkındaki- Brüksel ilerleme raporu yayınlandı. Türkiye'ye 6 sayfa ayrılmış. Kopenhag siyasî kriterleri yönünde gerçekleştirdiğimiz, gelişme gösterdiğimiz, henüz uygulamaya koymadığımız hususlar belirtilmiş. Aralık ayı ortasında Kopenhag'da toplanacak AB zirvesine sunulacaktır. Brüksel Raporu'nda Türkiye'ye üyelik için müzakere tarihi teklif edilmiyor. Böyle bir tarih verilmemesi için de bir şey yok. Bundan dolayı, AB karşıtlarımız, dehşetli statükocularımız, Türkiye'nin geleceğini belirlemek gibi bir endişe de, heves de duymayan takımımız, hemen sevinç çığlıkları atmasınlar. Biz demedik mi, bizi almazlar, bizi bölecekler kabîlinden safsatalarını tekrarlamasınlar. Zira bu, tamamen teknik bir rapordur. AB bürokratlarının kaleme aldığı bir lâyihadır. AB ise siyasî bir toplumdur. Dünya tarihinin gördüğü en kapsamlı medeniyet projesidir. Çağdaş uygarlık düzeyinin ta kendisidir. Siyasî karar mercii, Brüksel'deki teknokratlar değil, Kopenhag'da bir araya gelecek 15 üye ülkenin devlet ve hükûmet başkanlarıdır. Onlar Türkiye'ye tarih verilip verilmemesi kararını alacaklardır. Bu karar teknik değil, politik olacaktır. Türkiye'nin jeopolitiği potansiyeli tartılacaktır. Daha açık konuşalım: Dışarıda kalan bir Türkiye ile birliğe giren bir Türkiye'nin yarar ve zararları ölçülüp biçilecektir. Washington'ın tavrı da ağırlık taşıyor. ABD, acaba AB'ye Türkiye lehinde Clinton derecesinde müdahalede bulunacak mı? Kıbrıs'ın durumu nasıl değerlendirilecek? Sonunda 14 Aralık 2002 günü Kopenhag'da Ankara'ya şu tarihte gelin üyelik müzakerelerine başlıyalım veya biraz daha çalışın, gelecek toplantımızda tarih verelim diyeceklerdir. Bir dar kapı ki, 1959'da cesaretle araladık, 43 yıldır açamadık.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.