Türkiye'de bugünki düzen kesin şekilde değişecektir, değişmek üzeredir. Buğday, arpa, tütün, çay satın alan demode bir rejimin yaşama şansı hiç kalmadı. Devlet, bu kadar yükü çekemiyor. Zira Devlet, kötü topluyor ve kötü dağıtıyor. Kötü topluyor, çünkü ekonominin yarısı hâlâ yeraltındadır. Ve hortumlanan meblağları geri almaktan âcizdir. Kötü dağıtıyor, çünkü kendisini hem âtıfet, hem istihdam müessesesi sanmakta devam ediyor. Devletin KİT'i, KİT'leşmiş kuruluşları, bankası, fabrikası olmaz. İşçiye, esnafa, çiftçiye para dağıtmaz. Makul sayıda memuru olur. Milyonlarca memur kullanamaz, lüzum yoktur. Aksi takdirde birkaç yüz dolara profesör ve yargıç çalıştırmak gibi utandırıcı durumlara düşer. Yalnız vatandaşa değil, yabancı devletlere sözler verdik, taahhütlerde bulunduk, imzalar attık. Bunlara riayet etmedik. İsrafı önleyemedik. Lojman ve yazlık tutkusunu sona erdiremedik. İhale ibtilâsından vazgeçemedik. Süper binalar dikmek hevesini kıramadık. Arsa ve arazi yağmasını, orman ve hayvan katliâmını önleyemedik. Herkes Devlet'in yakasına yapışmış, bir şeyler koparmak istiyor. Âtıfet ve destek şeklinde başlayan ödemeler, hak iddiaları hâline dönüşmüş. Yatırım durmuş. Yabancı sermaye, korkunç kırtasiyeciliğin önlenemediği bir Türkiye'ye gelmeyi aklından geçirmiyor. Her ülkeye gidiyor, Türkiye'yi pas geçiyor. Parasını yerinde harcamayı bilmeyen Devlet, sağlık ve eğitim sektörlerini kendi hâline bırakmış. Küçük bir zümre, şiştikçe şişiyor ve varlığını sürekli dışarıya kaçırıyor. Halk perişan, yoksul, ümitsiz ve kızgın... Bütün büyük tarım ülkelerinde, tarıma ve hayvancılığa sübvansiyon vardır. Türkiye'de büyük tarım ve hayvancılık ülkelerinden biridir. Ama sübvansiyon, tarımın gelişmesi, modernleşmesi için yapılıyor. Türk tarımında, hangi gelişme oldu? Hemen hemen Afrika düzeyinde ürettiğimiz bir gerçektir. Bu çağdışılık, utanç vericidir. Çağdaş dünya tarımının, hayvancılığının, ormancılığının neresindeyiz? Niçin bir yerlerde takılıp kaldık?