Türkiye'nin durumu, ABD, AB ve Orta Doğu'da artık açıkça dikkatleri çekmeye başladı, hem de fazlasıyla. Zira Türkiye, bu coğrafyanın etkili devletidir. Etkisi azalırsa, endişe başlar, yerini başka güçlerle doldurmak gerekir. Gerilimi çözecek, tansiyonu düşürecek her tedbir, milletin lehinedir, tasvip görür. Gerilim sürerse Meclis de iyi çalışmaz, verimsiz hâle gelir. Buyurun erken, hattâ hemen seçim! Bu çizgiye epey yaklaştığımızı söylemeliyim. Dün Çankaya'daki Üçlü Görüşme, önemli idi. Zirvedeki üç yetişmiş, ergin, tecrübeli, vatansever devlet adamı, elbette olumlu sonuçlara ulaşmak için bir araya geldiler. Anlaşma, birbirini anlama gerçekleşmişse, millet ferahlayacaktır. Gerilmiş asaplar gevşeyecektir. Akıl, duyguya galebe çalacaktır. Bütün dengeler 27 Mayıs 1960 çok utandırıcı darbesi ile bozuldu. Öylesine bozuldu ki, hâlâ düzelemedi. 27 Mayıs'ı hâlâ alkışlayanlar var. O tarihten bu yana subaylarımızda darbe hevesi, silinmedi. Böyle bir heves neden çağdaş Avrupa, ABD, Japonya, hattâ Hindistan ordularında yok da bizde var? muammâsı açıklanamadı. Bu muammânın doğru çözümü, yolumuzu açar. Darbe senaryoları ile eğlenen subaylarımız, demokrasilerde böyle bir meşgale bulunmadığını elbette biliyorlar. Silâhlı kuvvetlerimiz, en modern vurucu ve caydırıcı askerî güç hâlinde bulunmak konusunda projeler yapmalı. Türkiye'nin içi ile değil, sınırlarımız ve sınır ötelerimiz Türk menfaatleri ile meşgul olmalı. Çağdaşlaşmak için öncülük ifa etmeli ki yenileşme tarihimizdeki misyonlarına uygun düşer. Çankaya'da Üçlü Zirve'nin yankılarının milletimizin endişelerini giderecek gibi olmasını temenni ediyoruz. Geleceğinden emin, sükûnet içinde bir Türkiye oluşması ümidindeyiz. Aksi takdirde işimiz zorlaşacaktır. Zirve sonrası herhalde Başbakan Erdoğan konuşacaktır. Biz de tefsir edeceğiz.