İstanbul'da 5 yıldızlı bir otel, 12 saat müddetle, yeni bir Çeçen eylemi yaşadı. Türkiye'nin misafiri pek çok yabancı rehine alındı. Felâketli günler geçiren Türkiye, bir millî bayramını kutluyordu. Milyonlarca Türk ya Kafkas asıllıdır veya Kafkas kavimlerinden biriyle herhangi bir kuşakta akrabalığı vardır. Bilhassa eski İstanbullu aileler böyledir. Meselâ benim annemin babaannesi Feleksu Hanım, su katılmamış Çerkes'tir. Gene annemin ninelerinden biri Avar'dır. 18. yüzyıldan beri son padişahlarımızın hepsinin anneleri Kafkasyalı'dır. Millî Mücadele'nin başında ikinci adam ve millî kahraman sayılan Rauf Orbay'ın babası, senatör Koramiral Çerkes Muzaffer Paşa'dır. TC genelkurmay başkanlarından dördü, Anadolu doğumlu, fakat Kafkas kökenlidir. Bu faktörler dolayısıyle, üstelik hürriyet savaşı veren ve büyük zulüm altında bulunan bir Kafkas kavmi için olumsuz yazı yazmak, hele milliyetçi bir kalem için, zor iştir. Ben de gönülsüzlükle yazıyorum. Ne var ki misyonumuz, Türkiye'nin yüce menfaatlerini korumaktır. Görevimiz, okuyucuya duygularımızı değil gerçekleri yansıtmaktır. Çeçenler, bir Türk kavmi değildir. Türkiye'dekiler Türk'tür... Türkiye'nin çıkarları, Çeçenler'in umurunda bile değildir. Vapur, uçak, otel demeden, eylemleriyle Türkiye'yi müşkül durumlara düşürmüşlerdir. Rusya ile aramızı bozuyorlar. Nitekim dünki eylem için Kremlin'de hemen bir kriz masası oluşturuldu. 10 yıldan beri sınırımız bulunmamakla beraber Rusya, hâlâ kuzeydeki büyük komşumuzdur ve derinlemesine ilişkilerimiz bahis konusudur. Çeçenistan, bağımsız bir devlet değil, Rusya federasyonunda atonom bir cumhuriyettir. Çeçenler, turizme her zamandan fazla ümit bağladığımız şu günlerde, bu hususu da kaale almadılar. Nihayet biz, teröre dayalı ve insan faktörünü umursamayan her eylemden, hiç tefrik yapmadan, şiddetle nefret ederiz.