Ankara, ABD başkan yardımcısı Dick Cheney'nin ziyaretine kilitlendi. Başkan yardımcısı, Birleşik Amerika'da protokolde 2. Devlet adamıdır (fiilen 2. adam, dışişleri bakanıdır.) Başkan yardımcısı, başkan adayının teklifi üzerine onunla birlikte seçilir. Cheney'nin özellikle Bush'un yakını ve fikir kaynağı olduğu biliniyor. Ciddi rahatsızlığı bulunan Cheney'nin 9 Arap ülkesi ile Türkiye ve İsrail'i yıldırım hızıyla, ara vermeksizin, birbiri ardına ziyaretinin konusu, Irak'tır. Körfez Savaşı'ndan ambargoya rağmen zengin çıkan Ürdün, Cheney'ye istediği cevabı vermediyse de, bir Irak savaşında Washington rotasından ayrılmıyacaktır. Dün Mısır'da da farklı cevap almıyacağı bekleniyordu. Zaten hiç bir devlet haydi elbirliğiyle Irak'a savaş açalım demiyecektir. Ankara, Amerika'yı Irak savaşından vazgeçirmek için elinden geleni yapacak. Böyle bir savaş Türkiye'yi, Orta Doğu bataklığına sürükler. Avrupa Birliği'ne karşı kaytarmalar bir takım gerekçelere bağlanarak artar. Körfez Savaşı'ndan fena halde ağzı yanan Türkiye, çok dikkatli hareket edecektir. Amerikalı askerlerin Kuzey Irak'ta peşmergeleri eğittiği söyleniyor. Ancak bir Kürt bağımsızlığı bahis konusu değildir. Türkiye böyle bir durumu, bu iddiada bulunacak Kürt devletine karşı casus belli (savaş hâli) sayacağını bildirmiştir. Konuğumuz Sayın Cheney, şahinler grubundandır. Yani Saddam'ın behemehal bertaraf edilmesini isteyen Amerikan ricali arasındadır. Saddam Hüseyin ise, diktatörlere has saldırgan, kırıcı, kibirli, palavracı üslûbuyla meydan okuyor. Bir savaşta ne kadar Iraklı'nın öleceği, ülkesinin ne zararlara uğrayacağı umurunda bile değildir. Halbuki Amerika'nın önünü kesecek ve harbi önliyecek tek faktör Saddam'dır. Kapılarını, kitle imha silâhlarını denetlemeye gelecek Birleşmiş Milletler müfettişlerine ardına kadar açması yeter. ABD, yalnız kalır. Zaten gündemin ağırlığı, Filistin savaşına kaydı.