İsmet İnönü, Bülent Ecevit'i ve Ecevit, Deniz Baykal'ı, kendilerine ihanetle suçladı. Ecevit ve Baykal, bu suçlamaları taşıyarak genel başkan oldular. Sonunda Ecevit, yeni bir parti kurdu. Baykal'lı CHP, bir dönem Meclis dışı kaldı. Sonra Ecevit, kendisini düşüren Amerika'ya husûmetinden, bir Saddam aşkı tutturdu. Partisi seçimlerde 1. çıkınca MHP ile koalisyona razı oldu. Mahut 3'lü koalisyon, politika dışından gelen cumhurbaşkanının da himmetiyle, tarihimizin en büyük finans çöküşünü yaşattı. Bankalar gece yarısı boşaltılarak soyuldu. Deprem felaketini ilâve ediniz. 2. Irak savaşına hazırlanan Amerika, bu koalisyonun dağılmasına yardımcı oldu! 2002 seçimlerinde 3 koalisyon partisi Meclis dışı kaldı. Türk Solu, 1990'da Sovyetler çökünceye kadar, yakasını Rus veya Çin komünizminden kurtaramadı. Gerçek bir sosyal demokrasi kurulamadı. Askerî darbelerin inanılmaz boyutta tahribatı da demokrasiyi yedi bitirdi. Askerimize, Merkez Sağ'dan lider beğendirmek mümkün olmadı. Türkiye, Demirel-Özal ittifakı şansını kullanamadı. 1960 ve 1980 darbeleri ise, erken seçim kararı alınamaması sebebiyle önlenemedi. Merkez Sağ, inanılması zor şekilde çöktü. Merkez Sol, Baykal'la Ecevit arasında paylaşıldı. Baykal'ın 1., Erdoğan'ın 2. parti olup koalisyon kuracaklarına inananların ümidi gerçekleşmedi. Adalet ve Kalkınma Partisi, tek başına hükûmet kurdu. Baykal, AK Parti'ye karşı radikal, hattâ sadece düzgün bir muhalefet geliştiremedi. İktidarın her şeyini eleştirdi. Kendisi hiçbir proje sunamadı. Epey düzgün ve tecrübeli bir politikacı olmasına rağmen yetersiz kaldığı fikri kuvvetlendi. Bir halk adamı kimliğiyle öne çıkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun 48 saat içinde, çok partili sistemde görülmeyen bir ittifakla genel başkan seçilmesi, ana muhalefete ne kazandıracak? İzleyip göreceğiz. Sayın Kılıçdaroğlu'nu tebrik ediyor, başarılar diliyoruz. Türkiye'ye sağlam, güçlü bir ana muhalefet partisi gerektiğini biliyoruz.