Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 23. döneminin son yılını, fevkalade bir nutukla açtı. 2010 Türkiyesi'nin yol haritasını çizen bir nutuktu. Her cümlesi özenle hazırlanmıştı. 50 dakikada okudu. Hem iç hem dış politikada Türkiye'nin yakın hedeflerini romantizme, edebiyata, mübalağaya dalmadan, yalın, kunt, güçlü cümlelerle ifade etti. Her parti beğendi, tasvip etti. Halkımız, böylesine ölçülü, vakur, çatık kaşlı olmaksızın ciddi bir devlet başkanımız olduğu için sevindi. Milli Dış Politikamızın, her zaman Batı'ya dönük olduğunu, bundan sonra da olacağını vurguladı. Avrupa Birliği üyeliğimizin vaz geçilmezliğini belirtti. Bir Avrupa devletiyiz ama Balkanlar kadar Orta Doğu'da da bulunduğumuzu, böyle bir coğrafyanın hakkını vermemiz gerektiğini söyledi. İran konusuna nasıl baktığımız ve nasıl davranacağımız, Birleşik Amerika ile ilişkilerimizin ölçütüdür. Washington'a göre İran politikasında Amerika'yı izleyebilen Türkiye, gerçek bir müttefiktir. İran için zigzag yapan bir Türkiye, şüpheli bir müttefiktir, bize olumsuza yakın davranmasını gerektirir. Sayın Gül şöyle dedi: İran'ın da bütün ülkeler gibi nükleer enerjiden faydalanmak tabii hakkıdır. Ancak nükleer silahlara dönük bir faaliyet, kesinlikle kabul edilemez. İran, bu hususta milletlerarası kurallara uymalıdır. İdeal ise, bütün devletlerin nükleer silahlardan arınmasıdır. Cumhurbaşkanımız, Türk cumhuriyetleri ile bilhassa kültürel alanlarda ilişkilerimizin ciddi ölçüde sağlandığını belirtti. Bu tutumun, Türkiye'nin en ağırlıklı konularından bulunduğunu, çok özenle izleneceğini ifade etti. Ekonomideki, para politikasındaki başarımızı, AK Parti hükümetinin başarısını vurguladı. Nasıl bir liberal, çağdaş, pratik, köhne unsurlardan arınmış gerçek ihtiyaçlarımıza cevap veren, farklı düşünenlerin kabûl edebileceği yepyeni bir anayasanın, gelecek dönem yüce meclisin başlıca görevi sayarak, hemen oluşturulup yürürlüğe girmesi gerektiğini, ancak bu dönemde de anayasa üzerinde çalışmalar yapılabileceğini belirtti. Milli arzularla çağdaş cevaplar getiren bir nutuktu.