Ancak devletler dengesi, devletler ittifakı gibi faktörler, cihan imparatorlukları için bile geçerlidir. 1074'te kurulan Türkiye devletini ilk 3 Haçlı seferi, Moğol ve Timur istilâları 1918 Cihan Savaşı yenilgisi yıkamadı. Başkentini bile veren Türkiye, ayakta kalmak iradesini gösterdi, başkentini geri aldı. Bizimki kadar köklü çok az devletin bulunduğunu anlatmak istiyorum. Türkiye'nin istikameti çizilmiştir, Batı'dır, demokrasidir. Demokrasi içinde savunma ve güvenliğimiz, çok daha kolaydır. Dışında kalırsak, şartlarımız pek çok ağırlaşır. Türkiye'nin tarihten, coğrafyadan kaynaklanan özel durumu olduğu tezi doğrudur. Ama her devletin, Avrupa'daki her ülkenin kendisine has özel durumu vardır. Avrupa devletleri, bir müddetten beri, demokrasiden taviz vermeksizin meselelerini çözümlemeye çalışıyorlar. Biz de bunu öğreneceğiz. Türkiye Cumhuriyeti, muhteşem bir demokrasi dünyasının güney-doğusundadır. Türkiye'den sonraki coğrafyada demokrasi çok az görülen bir rejimdir. Bu coğrafya ağzını açmış, korkutucu bir sabırla Türkiye'yi içine almak istiyor. -Allah akıllar versin- o coğrafyayı beğenenlerimiz çoktur. Avrupa devletlerinin yasalarında millî güvenlikleri için epey sert maddeler mevcuttur. Bunları aynen tercüme ederek alabiliriz. Kopenhag kriterlerine aykırı düşmez. Yüksek politika, devleti demokrasi içinde yaşatabilmek hüneridir. Ne devlet, ne demokrasi, asla incinmemelidir. Almanya, İtalya, Japonya gibi azametli devletler 1945'ten sonra demokrasiye geçtiler. Polonya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan 10 yıl önce... Onların başardığını Türkiye'nin başaramıyacağı bahis konusu bile değildir. Türkiye, Kopenhag ilkeleri içinde her zaman bulunduğu coğrafyada caydırıcı güç olarak kalacaktır. Devletimizin bu ağırlığından rahatsız olanlar, ödü kopanlar çoktur. Hem çevremizde, hem daha ötelerde... Ama vazgeçmeyiz. Gerçek demokrasinin işlerlik kazanmasından korkanları gözden geçiriniz. Yenileşmeden nefret eden statükocu psikolojileri dışında hiçbir gerekçeleri yoktur.