Dış temaslarda boşluk

A -
A +

Avrupa Birliği ve Irak konuları, Türkiye için hayatî önem taşıyor. Elbette birtakım gayretler var. Yetersizlik, siyasî iradenin zaafından kaynaklanıyor. Seçim sath-ı mâili, her demokraside icranın en kırılgan olduğu süreçtir. Ama hükûmetin yetkilerini kullanmaması, bu faktörle mazur gösterilemez. Zira icra, hayli zamandır yetkilerini her tarafa dağıttı. Dolayısıyla, icrayı bünyesinden çıkaran ve bizim sistemimizde, Avrupa sisteminde millî iradenin tek odağı bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkileri ve otoritesi de dökülüp saçıldı. Halbuki demokrasilerde, güçlü iktidarlar görüyoruz. Bu husus, geniş ölçüde, 1871'den itibaren Osmanlı'nın gündeminden düşmeyen, ama cumhuriyet döneminde de, devir devir yıldızların parlamasıyla dahi izale edilemiyen kaht-ı ricâl illetinden kaynaklanıyor. Kaht-ı rical, Devlet adamı yokluğu, kıtlığı, yetmezliği demek. Bugün, bu illetin doruğunda yaşıyoruz. İktidarını tazeleyen Almanya şansölyesi, Fransa cumhurbaşkanı, başbakanı, diğer emsali ülkelerin başbakanları, dışişleri bakanları ile bizim seçilmiş Devlet adamlarımız, sürekli temas hâlinde bulunmalı idi. Kopenhag'da, her iki taraf için de bir tatsızlık oluşturmamak için şarttı. Irak meselesini de görüşmemiz gerekirdi. Demokrasilerde politika böyle yürüyor. Bunlar olmadı ve olmuyor, çok eksik kalıyor. Bizde adam gibi adam yok mu? Her devirde vardı, bugün de mevcuttur. Fakat pek çoğunun isimlerini listelerde görmedik, bugün de görmüyoruz. Bürokrasi, ayni durumdadır. Gündelik meselelerde boğazımıza kadar batmış durumdayız. Batağın nasıl oluştuğu üzerinde düşünmek, aklımıza bile gelmiyor. İşimize de gelmiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.