Düşen uçaklarımız

A -
A +

Çarşamba günü Diyarbakır'da bir yolcu uçağımızdan sonra, dün de iki keşif uçağımız Malatya'da düştü. Milletçe yas içindeyiz. Komplo teorisi üreten yazarlardan olsa idim, dört başı mamur bir bilim-kurgu teorisi kurmak mümkündü. Hava kuvvetlerimize ait iki uçağımız üzerinde fikir yürütmem, bu alandaki bilgisizliğim dolayısıyle mümkün değil. Yolcu uçağı üzerinde birkaç şey söyliyebilirim. Bana göre, uçağın genç pilotu, sis içinde Diyarbakır'a inmek gibi bir cesaret göstermemeliydi. Ama asıl sebebin, cihaz yokluğundan kaynaklandığı üzerinde birleşildi. Siste yol gösterecek cihaza sahip sivil hava alanlarımızın sayısı 10'dan ibaretmiş. Bir milyon dolar değerindeki bu âlet, diğer sivil hava alanlarımızda mevcut değilmiş. Diyarbakır aynı zamanda ve esas bakımından askerî hava alanıdır. Bu âlet askerî uçaklar için bulunuyor, fakat ticarî uçaklar için kullanılamıyormuş. Bir milyon dolar ve insan hayatı... Niçin bu durumlardayız? Şüphesiz yoksul çok nüfuslu bir ülke olduğumuz için... Paramızı yerinde kullanmasını bilmeyişimiz diğer bir faktördür. Faizle dışarıdan borçlandığımız on milyarlarca doları batık bankalara yatırmış bir sistemin esirleriyiz. Boğaziçi'nde ne gibi tedbirlerimiz vardır, İstanbul Boğazı'nı hangi çağdaş donanımlarla donatabildik ki, Diyarbakır ve emsali için bir şeyler yapalım? Irak Savaşı, Avrupa Birliği, Kıbrıs gibi biribirinden hayatî dış konulara odaklanmış Türkiye'de iki gün üst üste gelen felâket, canımızı yaktı. Herhalde bahse konu sis cihazı artık Diyarbakır ve bundan mahrum diğer hava alanlarımıza konacaktır. Türkiye gazetesi adına ölen vatandaşlarımıza rahmet, yakınlarına sabır ve baş sağlığı dileyerek milletimizin derin üzüntüsüne iştirak ediyoruz. Üst üste iki felâketle sarsıldık, şaşırdık. Daha tedbirli olmamız gerektiğini söylüyoruz...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.