Körfez Savaşı'ndan önce Bülent Ecevit, Bağdat'a gitmiş, Saddam Hüseyin'i, Kuveyt'i boşaltmadığı takdirde Birleşik Amerika'nın üzerine geleceği hususunda uyarmıştı. Turgut Özal, Ecevit'in bu Bağdat ziyaretlerine kızmış, muhalifleri Ecevit'i -herhalde ikisinin de sosyalist olması sebebiyle- Saddam dostu ilân etmişlerdi. Şimdi Ecevit, bunca yıl sonra Saddam'ı ikinci kez uyarıyor. Mahrem duyuru ile başlayan bu uyarı artık alenen yapılıyor. Amerika dönüşü Ecevit, daha açık konuşmaya başladı. Birleşmiş Milletler denetimini kabûl edip kitle imha silâhlarından vazgeçmediği takdirde, Amerika'nın Saddam'ın üzerine gideceğini söylüyor. Bu da binlerce Iraklı'nın ölümü demek. 11 Eylûl'den birkaç gün sonra ve daha Afganistan bombardımanı başlamadan biz bu sütunda, Birleşik Amerika'nın önce Afganistan'ı, sonra Filipinler ile Irak'ı vuracağını kesin ifadeyle yazdık. Filipinler de nereden çıktı? diyen ve Irak'a savaş açılacağına ihtimal vermeyen, Dünya coğrafyasından, jeostratejiden nasipsiz akl-ı evvellerimize muhatap olduk. Şimdi Amerikan kuvvetleri, Güney Filipinler'in büyük adası Mindanao'nun merkezi Zamboanga'ya havadan indi. Moro gerillalarını temizleyecekler. Dış destekli bu çetelerle Filipinler silâhlı kuvvetleri orman savaşlarında başa çıkamadı. Buna rağmen Manila'da, Amerikan askerinin Filipinler'e inmesi aleyhte gösterilerle karşılandı. Katolik Filipinler'in güney adaları Müslüman'dır. Washington, Irak savaşına havadan bombardımanla başlar. Tarihini ancak bir iki gün önce İngiltere ve Türkiye gibi en yakın müttefiklerine bildirecektir. Türkiye, Irak'ın parçalanmaması için, bu savaşa şu veya bu şekilde katılacaktır. Saddam'ın kitle imha silâhlarından vazgeçmesi, böyle silâhları bulunmadığı iddiasını BM denetçilerini kabûl ederek ispatlaması, Birleşik Amerika'nın projesini akîm bırakır. Ancak Saddam'da bu feraset ne gezer?