17 Eylül'de Türkiye Büyük Millet Meclisi açılıyor. Önümüzdeki bir buçuk ay içinde Meclis'e dahil ve Meclis dışı partilerimizde ve parti teşebbüslerinde epey değişiklik bekleniyor. Eylülde, TBMM, Anayasa'nın 37 maddesinin tadilini Anayasa Komisyonu'nda müzakereye başlayacak. Türkiye'nin hayatiyeti bakımından en önemli konu budur. Zerre kadar mübalağa etmiyoruz. Birinci önemi, -tastamam değilse bile- büyük ölçüde -imza koyduğumuz- Kopenhag Kriterleri'ne uyum sağlamamızdır. Avrupa devleti olduğumuzu âşikâr kılacağız. Üçüncü dünyaya itilmiş zavallı ülkeler arasında bulunmadığımızı vurgulayacağız. İkincisi, TBMM, milletin kendisine verdiği -hiçbir makam, kişi ve kuruluşla paylaşılamaz- mutlak iradesini açıklayacaktır. Bu gerçeği göremeyen milletvekilini ben, politikacı kabûl etmem, milleti temsil yeteneksizliğini küçümserim. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk sivil anayasası belirmeye başlayacaktır. Demokrasi yolunda az şey değildir. Korkumuz, herhangi bir partinin şart koşmak, taviz koparmak isteyerek mutabakatı bozması ihtimalidir. Milletin haklarını savunmaktan âciz böyle bir grup baş verirse, seçimlerde oy alamaması için çalışmak, her vatandaşın boynunun borcudur. Bu takdirde, zaten birçok yetkisine el konulmuş TBMM'nin saygınlığını savunmak zorlaşacaktır. Partiler, aynı gemide yol alırlar. Onulmaz ve onarılmaz kavgalardan kaçınmaları gerekir. Seçmen, kavgacı partileri ve liderleri cezalandırıyor. Kaldı ki, ne zaman olacaksa, seçimlere parti ittifakları ile girilecektir. En umulmaz partiler ittifaka gideceklerdir. Her hâl-ü kârda önümüzdeki sonbahar, yalnız ekonomimiz için değil, siyasî hayatımız için de belirleyici olacak. E - mail: yilmaz.oztuna@ihlas.net.tr