Eylülün siyasî tablosu

A -
A +

Üzeyir Garih cinayeti çıkmaza girdi. Sanık acayip şekilde elden kaçırıldı. Tecrübeli, hattâ profesyonel bir suçlu olduğunu gösterdi. Komplo teorileri güçlendi. Cinayetin başka sebepleri varsa, hele bu sebepler siyasî ise, bir de sanık ele geçmez veya öldürülürse, işin rengi değişir. Türkiye aleyhine düzenlenen bir olay olduğu anlaşılır. Planlıyanlar üzerinde münakaşa başlar. Ekonomik krize gelince, temeldeki faktörün yönetim zaafı ve yolsuzluklar furyası olduğu her gün daha çok açığa çıkıyor. Yetkilerini seçilmemiş kişilere ve kuruluşlara kaptıran gafil bir yasama ve yönetimin, kuvvetli icraatı zaten beklenemez. Hızlı icraat ise, unutulmuş gibidir. Lâkırdı salataları ile günler, aylar harcanıyor. Yapay ve millete yaramaz gündemler oluşturuluyor. Kemal Derviş'in adı da unutulmaya başladı. Kendisine büyük ümitler bağlanmıştı. Küresel ekonomide yavaşlama, olumlu sonuçlar alınmasını zorlaştırdı. Türkiye gerçeklerine vukufsuzluk, tabloyu ağırlaştırdı. Böylesine bir tablo ile Eylül'e girdik. Geçen yıllarda hızlı, sürekli ve olumlu yasama çalışmaları bakımından Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin performansı, şüphesiz bu yıl da devam edecek. Ancak Yüce Meclis, siyasî kararlarda aynı performansı gösteremedi. Zira parti genel başkanlarının yanlış yönlendirmelerine tabi oldu. Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, Türkiye'nin geleceğini belirleyecek Anayasa değişiklikleri bekliyor. Cumhuriyeti ilân edebilmiş, nice inanılmaz inkılâpları yapmış bir meclisin, ne derecede radikal davranabileceğini ve yetkilerini kullanabilmekteki hünerini göreceğiz. Başarısız liderlerin çekingen ve statükoyu bozmaktan ödleri kopan temayülleri hakim olursa Meclisimiz, iradesini açığa vurmak durumundadır. Böyle davranacağına şüphemiz yoktur.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.