Filistin'de barış için Başkan Obama, Başkan Clinton derecesinde ağırlığını koymadı. Koysaydı bile, Netanyahu hükûmetini ikna edemezdi. Fazla zorlamadı. Müzakereleri Amerika'dan Mısır'a nakletti. Her iki mecliste kıl payı denge üzerinde bulunan Obama, seçimlere ağırlık veriyor. Mısır'da Kızıldeniz kıyısında kızgın kumlar üzerinde Şarmü'ş-Şeyh'in üstün konforlu letafet ve rehâveti içinde asapları gevşeyen iki taraf, Araplar ve Yahudiler, gûya Filistin'de barışı müzakere ediyorlar. Filistin'de barış!.. Ne uzak bir hayal!.. Zira Filistinliler, 1967 savaşı öncesi sınırlarını istiyorlar. Ama 1967 feci savaşını Mısır diktatörü General Nâsır, İsrail'e taarruza geçerek başlatmıştı. Mısır hava kuvvetlerinin tamamını birkaç saat içinde yok eden İsrail, bir haftada savaşı kazandı. Sina yarımadasını, Doğu Kudüs'ü, Batı Ürdün'ü, Gazze'yi, Golan Tepelerini ele geçirdi. Sina'yı Mısır'a geri verip barış yaptı. Gazze'yi de bırakan İsrail, Golan'ı ve Filistin'de büyük bir yöreyi, işgal ve ilhak etti. Şimdi Filistinli Araplar, cumhurbaşkanları Mahmud Abbas'ın ağzından Yahudiler'in yerleştikleri toprakları istiyorlar. Filistin'den sürülüp kaçırılan ve çeşitli Arap ülkelerine dağılan 4 milyon Arap'ın yurtlarına dönmesini de taleb ediyorlar. İsrail'in barış istemek gibi bir derdi yok. Filistin Arap devletinin resmîleşmesine bile karşı. Doğu Kudüs'ten çıkmak istemiyor. Filistin'in tamamını ele geçirip kalan Araplar'ı da kaçırmak için her şeyi yapıyor. Bu durumu Mısır, Ürdün, Suûdî Arabistan ve diğer Körfez monarşileri gibi ABD paralelindeki barış için çalışan Arap devletlerinin bile kabul etmelerinin imkân ve ihtimali yok. O halde Amerika, sırf silâhlı çatışmayı önlemek için mi, iki tarafı masaya oturmaya zorluyor? O Arap devletleri, İran tehdidi sebebiyle ABD ittifakından ayrılmayı akıllarından bile geçirmiyorlar. Üstelik petrollerini Amerika çıkarıp Washington'ın cihan politikasına uygun şekilde tevzi ediyor. Kürt meselesi de Araplar'ı düşündürmeye başladı. Buna rağmen İsrail, mantık sınırlarını kabûl etmiyor. Araplar, Amerika'nın Irak'ta izlediği dehşet politikasının da etkisindeler. ABD İsrail'i barışa götüremeyince, en büyük çapta organize terör örgütleri boşluğu dolduruyor. Arap petrolünü kontrol etmenin rehâveti içindeki Amerika, örgütler karşısında zorlanıyor.